istanbul şişli günlük kiralık daire ve insan felsefeleri55
evet arkadaslar sizlere en gzel yazılımı yazan istanbul şişli günlük kiralık daire diyokri bi şeyler, sâdece Yuhannâ İncilinde bulunup, diğer jn yokdur. Nitekim bu husûsda ileride geniş bilgi vereceğiz H Dördüncü delîl: Eski hıristiyanlardan ne Paypas, ne de j bu Încîli gördüklerine dâir herhangi birşey bahs etmemişie^‘‘ Husûsen Justen de, Yuhannâ İncilini yazanın Yuhannâ oltnad^'*’^ tasdik etdiği hâlde, bu İncil hakkında bir şey söylemez.Beşinci delîl: Diğer üç İncilde toplanan ve anlatılan haberleş, anlatılış tarzı ile, Yuhannâ İncilinin anlatış tarzı, temâmen birbj, lerine zıddır. Meselâ, diğer üç İncilde îsâ “aleyhisselâm” ha||(^, terbiyesini isteyen bir muallim gibi, Ferisilerin riyâkâr hâllerjj,;i’tirâz eder. Kalbin tasfiyesini ya’ni temizlenmesini, Allahü teâü ya yaklaşmayı, insanları sevmeyi, güzel ahlâkı emr eder ve Mûs, aleyhisselâmın şerî’atine zıd olan temâyüllerden nehy eder. Halt; öğretdiği şeyler ve nasihatleri gâyet açık ve tabu ve herkesin ant yabileceği şekldedir. Bu üç İncil, her ne kadar ba zı haberlerde birbirine zıd ve muhâlif iseler de, müttefik olduklan husûslardî hepsinin bir kaynakdan çıkdığı anlaşılmakdadır. Fekat. YuhMn; İncili böyle olmayıp, gerek ifâde şekli, gerekse, Isâ aleyhisselânm ahlâk ve davramşlan husûsunda, bambaşka bir yol ta kîb eder. Bl İncilde hazret-i îsâ; Yunan felsefesini bilen, gâyet ince, güzel konuşan bir kimse olarak gösterildiği hâlde. Onun sözleri Allah kor kuşu ve güzel ahlâklı olmak gibi husûslarda olmayıp, kendi şahsı nın yüksekliğinden bahs etmekdedir. Bunu da. insanlar arasında bilinen şekli, ya’nîMesîhin konuşma tarzı olan kelime ve ta birlerle söylemez. İskenderiyye mekteblerinde kullanılan kelime ve cümlelerle anlatır. Bu sözleri, diğer üç İncilde gâyet açık ve sâde olduğu hâlde, bu İncilde kapalıdır. Mühim ve çok def a iki ma nâ-ya gelen ve husûsî bir şeklde düzülmüş, muntazam tekrârlar ile doludur. Yuhannâda kullanılan üslûp, kalbleri kendisine çekecek yerde, red ve nefret uyandmr. Eğer bu İncil, şimdiye kadar bir yerde gizlenmiş ve bugün ansızın ortaya çıkmış olsa idi, bunun Havârîlerden birinin te’lîfi olduğuna kimse inanmazdı. Fekat, asılardan beri işitilmiş olduğundan, bu gariblikleri hıristiyanlar göremezler.
Altıncı deW: Bu İncilde görülen hatâlar dahâ çokdur. Meselâ, Yuhanna İncilinin birinci bab, ellibirinci ayeti, fDoğrusu size söv-lerim ki, şimdiden sonra semânın, göğün açıldığını ve insanoğlunun üzerine Allahın meleklerinin inip çıkdığını göreceksiniz) şeklindedir. Hâlbuki îsâ aleyhisselâmın bu sözü. Erden suyundan vaftiz olundukdan ve Rûh-ul-kudsün inmesinden sonra vâki’ olup, ondan sonra semânın açıldığım ve meleklerin îsâ alevhisselâm üzerine indiğini ve çıkdığmı hiçbir kimse görmemişdir.'
Bu incilin üçüncü bâbının onüçüncü âyetinde ise, (Hiç kimse, semâya, göğe çıkmamışdır. Ancak, semâdan inen ya’nî semâda olan, insanoğlu çıkmışdır) demekdedir. Bu âyet; birkaç cihetden yanhşdır:
Birincisi: Ya’nî kelimesi ile tefsir edilen kısm, sonradan ilâve edilmişdir. Böylece âyet tahrîf olunmuşdur. Çünki âyetin baş tarafının ma’nâsı, (Semâdan inenden başka bir kimse. Semâya çıkma-mışdır) demek iken, İncilin müellifi veyâ istinsâh edenlerden biri, bundan maksadın insanoğlu ya’nî îsâ aleyhisselâm olduğunu açıklamak için, açıklayıcı bir ibâre koymuşdur. Bu ibâreye dikkatlice bakılınca, ilâve olduğu hemen görülmekdedir. Zîrâ âyetin baş tarafım, açıklayıcı bu ibâreden ayırdığımız zemân, (Semâdan nâzil olan [inen] meleklerden başka, insanlardan kimse semâya yüksel-memişdir) doğru ma’nâsı anlaşılır. Fekat, açıklayıcı ibâreye göre, (Semâdan inen insanoğludur) denilirse, hazret-i îsâ, semâdan in-meyip, hazret-i Meryeme Rûh-ül-kuds [Cebrâîl aleyhisselâm] vâsıtası ile ilka edildiği inkâr edilmiş olur. Bundan başka, îsâ aleyhisselâm (semâdan olan) sözünü söylerken yeryüzünde olup, semâda bulunmadığını inkâr etmek gerekir. Ayrıca, (Semâdan inen) sözü ile (Semâda olan) sözünü, bir anda îsâ aleyhisselâmın söylemesi mümkin değildir.
İkincisi: Âyetin birinci kısmı da yanhşdır. Çünki tekvinin beşinci bâbının yirmidördüncü âyetinde ve ikinci Meliklerin ikinci bâbı-nın onikinci âyetinde Ahnûh ve İlya “aleyhimesselâm” da semâya yükselmişlerdir, denilmekdedir. Bu âyetin tahrîf edilmiş olduğunda, hiç şübhe edilemez.
Birdir Allah
Yeri gölfü yaratan, ağaçlan donatan.
Çiçekleri açdıran, bir Allahdır, bir Aüabî
Allah her yerde hâzır, ne yaparsan o görür.
Ne söylersen işitir. Vardır, birdir, büyükdür.
Biz Allahı severiz. Her enirini dinleriz.
Beş vakt nenıâz küar. Ona isyan etmeyiz.
Bizlere akl verdi. Doğru yolu gösterdi.
Dîn-i islâma uymayan, ateşde yanar dedi.
Kur’âna îmân eden. Peygamberi izleyen.
Dünyâda mes’ûd olur. Cehennemden kurtulur.
Mü’min iyi huyludur. Herkes ondan memnûndur.
Kimseye zulm eylemez. Kendi de huzûrludur.
Yâ Rab! Afv eyle beni. Ve anamı babamı.
lip, her şeyi yeniden tanzûn eder. Fekat, ben size derim k ten gelmişdir. Fekat onu tanımadılar. Ona, her istedikleri 1ar. Aynı şeklde böylece insanoğlu da onlardan elem çeke^" Şâkirdler, îsânın bu sözü kendilerine vaftizci Yahyâ için söv?' ni, o zemân anladılar) demekdedir. İşte şu son ibareden anF Yahyâ va’d edilen, beklenilen İiyâdır. Yuhannâ ve Matta lnc| ne göre, Yahyâ aleyhisselâm ile îsâ aleyhisselâmın sözleri bir( ne zıd olmakdadır. [Çünki, Yuhannâ İncilinde. Yahyâ aleyin lâm kendisinin İlyâ olmadığını bildirmişdir. Yehûdı'lerin, îsâ at hisselâmı kabûl etmeme sebeblerinden biri de Ondan önce İlyj, gelmesini beklemeleridir. Buradaki zıdlık güneş gibi meydânr dır.]
11— Luka İncflinin birinci bâbında Zekeriyya aleyhisseb-hazret-i Yahyâyı müjdeleyen melek, Yahyânın vasfiannı be, ederken, onyedinci âyetinde, (Sana verilecek oğul, iiy anın hikr ve fazileti ile ve istanbul şişli günlük kiralık daire Onun rûhunda olarak, babalarının ka blerinio^. lara ve âsîleri, sâlihlerin ilmine döndürmek için Beni İsrail onur yürüyecekdir) demişdir. Bu âyet yukarda bildi iğimiz Mattaâ\ lerine muhâlifdir. Çünki, Yahyânın kendisinin hem İlyâ olmr hem de İiyânm hikmet ve fazileti ile muttasıf o pu.:.; mümkin„. ğildir.
12— Lukanın dördüncü bâbının yirmidört, yırmibeş ve yinr. altıncı âyetlerinde, (îsâ dedi ki; Gerçekden size derim ki. llyân günlerinde semâ üç yıl altı ay kapanıp, bütün yeryüzünde büyi; kıtlık olduğu zemân, İsrâîlde çok dul kadın vardı. Fekat İlyâ onlaı dan hiç birine gönderilmedi. Yalnız Sayda diyânnda. Sarepdayai bir dul kadına gönderildi) demekdedir. Bu ahv'âl Yahyâ "aleyhi' selâm” zemânında olmadığından. Matta rivâyetine muhâlifliği, ad lığı ortadadır. [Çünki, Matta İneflmde Yahyâ aleyhisselâmın Iss aleyhisselâm ile aynı zemânda yaşadığı ve Onun İlyâ olduğu bildi rilmekdedir. Hâlbuki Luka İneflinde bildirilen semânın üç yıl altı ay kapalı kalması, îsâ aleyhisselâm ve İlyâ diye bildirilen vaftize Yahyâ zemânmda olmamışdn.j
13— Lukanm dokuzuncu bâbının elliüç ve ellidördüncü âyet lerinde, (Isâ, Orşilime (Kudüs) gelirken, Sâmiriyyeliler îsâyı kabûl etmediler. Şâkirdlerinden Ya’kûb ile Yuhannâ bunu görün ce îsâya hitâb ederek. Yâ Rab, ister misin [İiyânm yapdığı gibi] gökden ateş insin ve onlan helak etsin diye emr edelim dediler) demekdedir. Buradan da anlaşılıyor ki, îsâ aleyhisselâmın havâ-rfleri dahî, İiyânm kendilerinden daha önce yaşadığını ve Yahyâ nın, İlyâ olmadığını biliyorlar idi. Bu da Mattanın rivâyetine zıd dır.
14— Matta încflinin yirmibirinci bâbının birinci, ikinci ve üçüncü âyetlerinde, îsâ aleyhisselâmın oradaki bir köye, iki şâkir-dini göndererek, bağlı bir merkeb ile yanında olan sıpasını getirmelerini emr etdiği yazılıdır. Diğer İnciller, merkebi söylemeyip, sâdece bir sıpa getirmesini emr etdiğini yazmakdadırlar.
15— Markosun birinci bâbının altıncı âyetinde; Yahyânın, çekirge ve yaban balı yidiğini yazmakdadır. Matta ise, onbirinci bâ-bının onsekizinci âyetinde. Yahyânın yimediğini ve içmediğini yaz-makdadır. [Söyledikleri birbirine lam tersdir.]
16— Mattanın üçüncü bâbının ondört ve onbeşinci âyetlerinde diyor ki, (îsâ, Celîleden Erdene, Yahyânın yanma, vaftiz olunmak için gelince, Yahyâ: Ben senin tarafından vaftîz olunmağa muhtâ-cım. Sen bana mı geliyorsun? diyerek, îsâyı men etdi. Fekat, îsâ ona cevâb verip: Bırak şimdi. Çünki, her salâhı böylece yerine getirmek, bize lâzımdır dedi. O zemân Yahyâ onu bırakdı. Sonra Isâ, Yahyâdan vaftîz olunarak sudan çıkdı. Ve ona semâvât açıldı. Allahın rûhunun güvercin gibi inip üzerine geldiğini gördü. Ve sevgili oğlum işte budur. Ondan râzıyım, sesi işitildi) demekdedir. Yine Mattanın onbirinci bâbının ikinci ve üçüncü âyetlerinde: (Yahyâ zindanda iken, Mesîhin mu’cize olan işlerini işitip, şâkirdlerini gönderip Ona [îsâya], o gelecek olan zât [Mesîh] sen misin, yoksa başkasını mı bekliydim? dedi) demekdedir.
Yahyâ aleyhisselâm zindandan çıkmayıp, orada kati edildi. Yahyânın “aleyhisselâm”, îsâ aleyhisselâmı vaftîz etmesi zindana girmesinden önce olmuşdu. Mattaya göre Yahyâ aleyhisselâm, îsâ aleyhisselâmı vaftizden önce biliyordu. [Yukarıda zikr etdiğimiz üçüncü bâbın onüç, ondört ve onbeşinci âyetlerinde, Yahyâ aleyhisselâm. îsâ aleyhisselâmın kendisini vaftîz etmesini isteyerek, (Senin tarafından vaftîz olmağa muhtâcım) demişdi. Fekat onbirinci bâbda ise, Yahyâ aleyhisselâm zindânda iken, îsâ aleyhisselâ-nun Mesîh olduğunu bilmezdi diyerek, (Kim olduğunu öğrenmeleri için, şâkirdlerini gönderdiği) bildirilmckdedir. Hâlbuki Yahyâ aleyhisselâm bu zindândan çıkanıayıp, Hirodes tarafından şehîd edildi. Matta bunu, ondördüncü bâbda kendisi de zikr etmekdedir. Buna göre, üçüncü bâbdaki âyetler ile onbirinci bâbdaki bu husûs-daki âyetler birbirini yalanlamakdadır.]
17— Yuhannâ Încîlinde ise bu bahs, temâmen başka bir şekl-de aniatılmışdır. Birinci bâbın otuzikinci ve otuzüçüncü âyetlerinde. (Yahyâ şehâdel edip dedi ki: Ben rûhun semâdan, güvercin gibi indiğini gördüm. Rûh Onun, fîsânın] üzerinde kaldı. Ben onu bitmezdim. Fekat, su ile başkalarını vaftîz etmek için beni gönde-
lirken bana dedi; Rûh kimin üzerine inip kaldığını görürsen ül-kuds ile vaftîz eden odur) demekdedir. Bu rivâyete göre V îsâ aleyhisselâmı önceden bilmiyordu. Rûh indiği zemân
rivâyet, yukarda bildirdiğimiz, Mattamn birinci babının oniiç' dört ve onbeşinci âyetlerine zıddır. '
18— Yuhannâ İncilinin beşinci babının otuzbirinci âyetiı,,j îsâ aleyhisselâm der ki: (Eğer ben kendi nefsim için şehâdete<j. sem, şehâdetim doğru olmaz). Üçüncü bâbının onbirinci âyeij^j yine, îsâ aleyhisselâm der ki; (Biz bildiğimizi söyler ve gördiij müze şehâdet ederiz.) Bu iki cümle arasında tenakuz muhakl;-dır.
19_ Matta İncilinin onuncu bâbının yirmiyedinci âyetine; (Benim size karanhkda söylediğimi siz aydınhkda söyleyin ve b lağmıza söylediğimi damlarda bağırın) demekdedir. Lukanınon kinci bâbınm üçüncü âyetinde ise: (Karanhkda söyiedi^niz he-şey, aydmhkda işitilir. Gizli olarak kulağa söylediğiniz şeys damlar üzerinde i’lân edilir) demekdedir. Görülüyor ki, söz ü bir kaynakdan ahnmış, fekat sonradan tahrif edilmiş, değişdir mişdtr.
20— Matta İncilinin yirmialtmcı bâbmın. yimnbır ve dahâso: raki âyetlerinde: (Hazret-i îsâ, Havârilerle yemek ytrken. omar hitâben, sizden biri beni ele verecekdir dedi. Onlar da çok üzülüf her biri ona; Ey efendimiz, o kimse ben miyim? demeğe başlai Hazret-i îsâ onlara; benim ile berâber elini sahana batıran beni et verecekdir, dedi. Onu ele veren Yehûdâ; ey muallim ben miıic dedi. Hazret-i îsâ ona: Söylediğin gibidir dedi.)
Yuhannâ İncilinin onüçüncü bâbmın yirmibir ve dahâ sonraki âyetlerinde ise diyor ki, (Hazret-i îsâ sofrada şâkirdlerine bu sözleri söyledikden sonra, rûhu çok sıkıldı: Doğrusu size derim ki, sizden biriniz beni ele verecekdir, dedi. Şâkirdler, kimin hakkında söylediğinde şübhe ederek birbirlerine bakıvorlardı. İçlerinde
Lokmayı batınp kendisine vereceğim kim ise. odur dedi. Ve lok mayı batırdıkdan sonra Yehûdâya verdi.) Bu iki rivâyet arasındaki fark ortadadır.
21— Mattamn yirmialtmcı bâbmda, yehûdîlerin, hazret-i îsâ-yı nasıl yakalayıp habs etdiklerini anlatırken, kırksekizinci âyetinden i’tibâren diyor ki, (Yehûdâ, Lsâyı yakalamak için me’mur olanlara; Ben kimi öpersem istanbul şişli günlük kiralık daire onu tutun diye işâret vermişdi Hemen îsânın yanma gelip; selâm sana ey muallim diyerek Onu öndü. îsâ da ona, arkada- geldin dedi. O zemân me’murlar
Yuhannânın onsekizinci bâbmm üçüncü ve dahâ sonraki âyetlerinde ise diyor ki: (Yehûdâ bir bölük asker ile başkâhinler ve Fe-rîsîlerden me’murlar alıp, fenerli ve meş’aleli ve silâhlı olarak, [hazret-i îsânın şâkirdleriyle berâber bulunduğu] bağçeye geldiler.
Isâ da, başına gelecek bütün şeyleri bilerek çıkıp, onlara; kimi arıyorsunuz, dedi. Nâsıralı îsâyı diyerek, cevâb vermeleri ile îsâ onlara; benim dedi. Onu ele veren Yehûdâ da onlarla berâber duruyordu. îsânın bu cevâbından, orüar gerileyip yere düşdüler. Tekrâr îsâ onlara: Kimi arıyorsunuz diye sordu. Onlar: Nâsıralı îsâyı dediler. Hazret-i îsâ cevâb verip, ben olduğumu size söyledim. Şimdi beni anyorsanız, bunlan salıverin gitsinler, dedi.) Bu iki rivâyet arasındaki ihtilâf ortadır.
22— Petrusun, îsâ aleyhisselâmı tanıdığını inkâr etmesi husû-sunda, İncillerin arasında pek çok ihtilâflar vardır. Matta İncilinin yirmialtmcı bâbmm, altmışdokuz ve dahâ sonraki âyetlerinde diyor ki: (Petrus dışarda, avluda otururken, yanma bir câriye [hizmetçi kız] gelip: Sen de Çelileli îsâ ile berâber idin dedi. Fe-kat o herkesin önünde inkâr edip, senin söylediğin kimseyi ben bilmem dedi. Avlu kapısına çıkınca, bir başka hizmetçi kız onu görüp, orada bulunanlara: Bu Nâsıralı îsâ ile berâber idi, dedi. O da, ben o adamı bilmem diye yemin ederek, tekrâr inkâr etdi. Biraz sonra orada duranlar gelip, Petrusa: Gerçek sen de onlardan-sın. Çünki söyleyişin de seni bildiriyor dediler. O zemân Petrus la’net ve yemin ederek başlayıp; ben o adamı bilmiyorum dedi. O anda horoz ötdü. Petrus da îsânın; Horoz ötmeden önce üç ker-re beni inkâr edeceksin dediğini hâtırladı ve dışan çıkıp acı acı ağladı.)
Markos İncilinin ondördüncü bâbmm altmışaltı ve yetmişikinci âyetleri arasında ise, (Petrus aşağıda, avluda iken başkâhinin câri-yelerinden biri gelip, Petrusu ısınırken gördü ve ona bakıp: Sen de Nâsıralı îsâ ile berâber idin dedi. Fekat o inkâr edip, senin söylediğini ben bilmiyorum ve anlamam dedi ve hâriçdeki dehlize çıkdı ve horoz ötdü. Câriye ise, yine onu gördü ve orada duranlara: Bu da onlardandır demeğe başladı. Fekat, o yine inkâr etdi. Biraz sonra tekrâr orada duranlar Petrusa: Gerçekden sen onlardansın. Zîrâ sen Celîlelisin dediler. O ise, la’netle, dediğiniz adamı tammıyo-^ diye yemin etmeğe başladı ve horoz ikinci defa ötdü. Petrus, îsânın horoz ötmeden evvel üç kerre beni inkâr edeceksin dediğini hâtırladı ve ağlamağa başladı) denıekdedir.
Luka Incflinin, yirmiikinci bâbmm ellibeşinci âyeti ve devâmm-