istanbul şişli günlük kiralık daire ve insan felsefeleri34

istanbul şişli günlük kiralık daire ve insan felsefeleri34

 evet yine sizlere en güzel bilgileri yazan istanbul şişli günlük kiralık daire diyorki maksadının, her dürlü yoJlara başvurarak, halkı kend' toplamak olduğu anlaşılıyor. Sâdece halkı toplamak için } hisselâmın havârîsinden olan bir zâtın Pavlosa böyle bir t r bulunmak cesâretini göstermesi, hıristiyanhğm nasıl temellerine kurulmuş olduğunu göstermekdedir.
Üçüncüsü: Milâdın ikinci asrı ortalarında Hierapolis pisi^,^. su olan meşhûr St. Papias, kitâbında hazret-i Isânın sözleri vej' lerine dâir yalnız iki kısa mecmû’anın mevcûd olduğunu zi](f mişdir. Bunlardan birisi, havârilerden Petrusun tercümânı oj Markosa âid bir mecmû’a, diğeri de, İbrânfce ba’zı emrleri ve a, kâmı tophyan Mattanın mecmû’asıdır. St. Papias. Markosa î olan mecmû’anın, gâyet kısa, noksan ve zemân sıralamasına gc yazılmamış olup, ba’zı hikâye ve nakllerden ibaret olduğunu Ih yân etmişdir. Bundan anlaşılan şudur: İkinci asr ortasında Maiı ile Markosun birer kısa mecmû’aları mevcûd olup. St. Papias ot lan görmüş, vasflan ile berâber yazmış ve birbirinden farklannıc beyân etmişdir.

Bugün ellerde mevcûd olan Matta ve Markos Incflleri ise. sar ki birbirinden istinsâh edilmiş, yazılmış gibi, birisi diğerine benz' ve tafsilâtlıdır. St. Papiasın gördüğü nüshalann bunlar olmadığı\ yâ sonradan bu nüshalara ilâveler yapılarak, genişletilmiş oldukl rı açıkdır.
Luka ve Yuhannâ İncillerine gelince; St. Papias bunlardan l bahs etmemişdü. Hâliyle St. Papias, Hierapohsde olduğu veyâ Y hannânm talebeleri ile karşılaşıp, onlardan ma'lûmât aldığı hâk Yuhannâ İncüme dâir tek bir harf dahi söylememişdir. Bu hâl i Yuhannâ İncilinin o târihden sonra yazılmış olduğunu isbât eder
MATTA İNCÎLİ
dokuzuncu bâbının, dokuzuncu âyetinde şö; yazılıdır. (Ve Isâ oradan geçerken gümrük yerinde oturan ve İVI ta demlen bir adam görüp, ona, bana tâbi’ ol, ardımca gel deyin o da kalkıp ona tabı’ oldu, ardınca gitdt.) Simdi, iyice dikkat e nız, bu cumielen yazan Mananın kendisi ise, niçin kendisi oldui nu soyleıneyıp, bir başka Matta gibi söylemişdir. [Eîer bu İn yazan Mattanın kendisi olsa idi hâdiseyi (Ben gümrük yerinde ol rur iken, İsa “aleyhısselam” oradan geçiyordu Reni J v na tâbi’ ol, ardımca gel dedi. Ben de. Limona tâb? oldu™ ca gitdim) şeklinde zikr etmesi îcâb ederdi.] Mum, ardıyedinci bâblarında devâmlı söylediği sözler ve yirmiüçüncü bâbında Ferîsîlere hitâben yapdığı azarlamalar ve sekizinci bâbm-da devâmlı getirdiği misâller, şübhesiz birer meclisde vâki’ olan şeyler değildir. Bunun delili de bu sözler ve getirdiği misâllerin, diğer İncillerde değişik pek çok meclise taksim edilmesidir. Buradan anlaşılıyor ki, bu İncilin müellifi îsâ aleyhisselâmın devâmlı arkadaşı olan gümrükçü Matta değildir.
Matta İncilinde zikr edilen, îsâ aleyhisselâmın; körleri, baras ve cin çarpmış fakirleri iyi etmesi ve mu’cize olarak pek çok fakirlere yemek yidirmesi hep ikişer mahalde beyân edilmişdir. Hâlbuki Markos ve Luka İncfllerinde bu vak’alar yalnız birer mahalde zikr edilmişlerdir. Bundan anlaşıhyor ki, Mattaya nisbet edilen İncilin müellifi, bu kitâbı yazarken, iki mehâza mürâce’at edip, bir vak’a-yı ikisinde de, görmüşdür. Ancak, yanlış anlama sebebi ile birbirinden farklı zan ederek kitâbına yazmışdır.
Matta İncilinin onuncu bâbımn beşinci âyetinde, hazret-i îsâ-nm, resûUere ya’nî Havârîlere, putperest rrıUletleri [dine da'vet için] gitmemelerini ve Sâmiriyyelilerin şehrlerine girmemelerini tenbîh istanbul şişli günlük kiralık daire etdiği yazılıdır. Dahâ sonra ise, kendisi putperest yüzbaşı-nın hizmetçisine ve Ken’ânh bir kadının kızına şifâ' verdiği bildiril-mekdedir.
Yedinci bâbın altıncı âyetinde, (Mukaddes şeyleri köpeklere [putperestlere] vermeyin ve incilerinizi domuzların önüne atma-ym) dediği hâlde, yirmisekizinci bâbımn ondokuzuncu âyetinde ise, (Siz gidip bütün milletleri şâkird edinin. Onları Baba. Oğul ve Rûh-ül-kuds adına vaftiz edin [Ya’nî dîninizi onlara öğretin]) de-mekdedir.
Onuncu bâbımn beşinci âyetinde, (Diğer milletlerin ve Sâmiriyyelilerin şehrlerinden hiç birine girmeyin) diye emr edildiği hâlde, yirmidördüncü bâbın ondördüncü âyetinde ise, (İncîl, bütün milletlere va’z edilecekdir ve sonu kurtuluş olacakdır) demekde-dir. [Bu ve yukardaki âyetler, birbirine temâmen zıddır.]
Bunlar ve bunlar gibi sayısız ihtilâf ve tenâkuzlar bu İncilde tekrârlanmışdır. Bu ilâveler. Matta İncîlinde tahrîf yapıldığını hiç şübhe bırakmıyacak şeklde isbât etmekdedir. Ba’zı mühim hâdiseler, diğer İncîllerde mevcûd olduğu hâlde. Matta İncîlinde yokdur. Meselâ, îsâ aleyhisselâm tarafından yetmiş şâkirdin seçilmesi, Me-le-i havârîyyûnda urûcu. Bayram yapmak için iki kerre YerûşâUme gelmesi ve Lazarusun mezârdan kalkması fıkralan bu încüde yokdur, Bunun için Matta İncîlinin havârîlerden Mattaya isnâdı ya’nî Mattadan rivâyet edildiği şübhelidir.
ve Almanyada basılan almanca nüshalarda bu ibâre, bizim terceme etdiğimiz gibidir.
Luka İncilinin üçüncü bâbının yirmiyedinci âyetinde, îsâ a] hisselâma nisbet edilen neseb bildirilirken, (Nîrî oğlu ŞelteiJ o'î Zerubâbel oğlu Risâ oğlu Yuhannâ) demekdedir. Burada iiçhaı^ vardır;
Birincisi: Ahd-i Atîkin, birinci târihler kısmının üçüncü bâbinu ondokuzuncu âyetinde, Zerubâbelin çocukları açıkça bildirilmij dir. Orada Risâ ismi ile bir kimse yokdur. Bu şekldeki yazısı Mat-tanın yazdığı şeklin de tersidir.
İkincisi: Zerubâbel, Fedâyânm oğludur. Şelteil oğlu değildiı Şelteilin kardeşinin oğludur.
Üçüncüsü: Şelteil Yuhannânm oğludur. Yoksa Nîrî oğlu değil dir. Matta da böyle yazmışdır.
Yine Luka İncilinin üçüncü bâbının otuzaltmcı âyetinde, (Sâlil bin Ken’ân bin Arfahşad) diye yazılıdır ki, bu da yanhşdu-. Zîrâ Salih, Arfahşadm torunu değil, oğludur. Böyle olduğu birinci târihlerin birinci bâbında ve Tekvinin onbirinci bâbmda [On, onbir ve onikinci âyetleri] bildirilmişdir. "
Lukamn ikinci bâbınm başmda, (O günlerde bütün dünyânuı tahrîr-i nüfûsu yapılsın diye Kayser Augustus tarafmdan fermân çıkdı. Kirinius Sûriye vâlîsi iken, yapılan ilk tahrîr bu idi.) diye bildirilen birinci ve ikinci âyetleri de yanlışdır. Zîrâ Romahlar, bütün dünyâya hiç bir zemân hâkim olamamışlardır ki, bütün dünyânın tahrîr-i nüfûsuna fermân çıksın. Hattâ protestan papazları âdetleri üzere bu soruyu geçişdirmek için, 1886 senesinde İstanbulda bas-dırdıklan Ahd-i Cedîd nüshasmda bu ibâreyi tahlif edip, (O günlerde Kayser olan Augustus tarafmdan bütün dünyânm deftere kaydedUmesi bâbmda fermân çıkdı) şeklinde yazdılar. istanbul şişli günlük kiralık daire Fekat. 1243 [m. 1827] senesinde İngiltere cem’iyyetinin Pârisde basdırdığı türkçe nüshada bu ibâre (ve o günlerde vâki’ oldu ki. Kayser Augustus tarafından bütün dünyâyı tahrîr etmeğe fermân çıkdı. Yûsül dahî tahrîr olunmak için hâmile olan nişanhsı Meryem ile Beyt-i lahm denilen Dâvüdun şehrine çıkdı.) sürelinde yazılıdır. Bundar sonra yazılan tahrîr maddesi İncelenmeğe başlayınca; ne Lukayt muâsu- olan eski Yunan târihcilerinden bir kimse, ne de Lukadar birâz önce geçen târîhciler bu tahrîr-i nüfûsa dâir bir söz söyleme inişlerdir. Kirinius ise, îsâ aleyhisselâmm doğumundan onbeş sent sonra, Sûriyeye vâlî olduğundan, tahrîr-i nüfûs işi şübheh, vukû bulmuş ise de, Kirinius zemâmnda olamayacağı açıkça ortadadır.
Yuhannâ İnciline gelince; bilindiği gibi, Yuhannâya nisbet edilen dördüncü İncilin ortaya çıkmasına kadar; îsâ aleyhisselâ-tnm dîni esâsen Mûsâ aleyhisselâmın şerfatinden ayrılmayıp, tev-hîd esâsına dayanıyordu. Çünki, üç uknûm ya’nî teslîsden ilk defa batış eden, îsâ aleyhisselâma inananlar arasına teslîs (üç ilâha inanmak) akidesini [inancını] sokup, onları îsânın “aleyhisse-lâm” dîninden ayıran Yuhannâ İncilidir. Bu sebeb ile, Yuhannâ İncilinin aslının doğruluğu üzerinde araştırma, inceleme yapmak gâyet mühimdir. Yuhannâ İncili hakkında, eski hıristiyan din adamlarının eserlerinde bulunan çeşidli sözler, yukarıda bildiril-mişdi.
Bu kitâb, havârilerden Zebedî oğlu Yuhannâya âid değildir. İkinci asrdan sonra, aslı meçhûl bir şahıs tarafından kaleme alın-mışdır. Bu husûsu, asrımız târîhcilerinden Avrupalı müsteşrikler çeşidh delillerle isbât etmişlerdir.
Birinci delîJ: Yuhannâ İncilinin başında, (Kelâm başlangıçda var idi ve kelâm Allahü teâlânın nezdinde, indinde idi ve kelâm Allah idi) sözleri yazılıdır. Bu sözler ilm-i kelâmın ince mes’elele-rinden olup, diğer İncillerin hiç birinde yçkdur. Eğer bu sözler îsâ aleyhisselâmdan işitilmiş olsaydı, diğer İncillerde de bulunurdu. Bundan anlaşıhyor ki, bunu yazan, Havârilerden Yuhannâ olmayıp, Roma ve İskenderiyye mekteblerinde Eflâtûnun üç uknûm felsefesini okumuş bir kimsedir. Nitekim şimdi beyân olunacakdır.
İkinci delîl: Yuhannâ İncîUnin sekizinci bâbmda, birinci âyetden onbirinci âyete kadar olan, zinâ eden kadın hakkındaki yazılarmı bütün hıristiyan kiliseleri kabûl etmeyip, red ederler ve bu yazılar İncflden değildir demekdedirler. Bundan anlaşılıyor ki, bunu yazan, eline geçirdiği bir çok İncillerden toplayıp, gözüne ilişen birçok şeyleri de aynca kitâbma koymuş veyâ kendinden sonra bir başkası bu âyetleri ilâve etmişdir. Birinci hâle göre, müellif, doğruyu ve yanhşı birbirinden ayırmıyarak bir mecmû’a yazmışdır. Yazdığı bu mec-mû’a da kabûle şa’yân olmıyan şeylerdir. İkinci hâle göre, bu İncîUn tahrif edilmiş olduğunu i’tirâf etmek lâzım gelir. İki hâle göre de, aslı şübheli ve inanılmağa lâyık değildir.
Üçüncü delîl: Diğer İncillerde getirilen ba’zı misâllerin ve ahvâlin ve mu’cizelerin, bu İncilde bulunmayıp, diğerlerinde bu-lunmıyan bir çok şeylerin de, bu İncilde bulunmasıdır. îsâ aley-hisselâmın Lazarusu diriltmesi, sulan şerâba çevirmesi ve çarrmh-da iken sevdiği şâkirdi ile annesini birbirlerine emânet etmesi gi-
istanbul şişli günlük kiralık daire sundu..