istanbul şişli günlük kiralık daire ve madde bilgileri99 sizlee en gzel bilgileri yazan istanbul şişli günlük kiralık daire diyorki Bu hakikatlerin ve neticelerinin takdiri için kendi zamânmdaki mâddiyyûn ile mücâdeleler yapan Voltaire'in birLouis Büchneredilebilmesi için dâ'imâ mâdde ve kuvvetin ebediyyetini isbât etmeleri lüzûmundan bahs ederdi:"Mâddîlerce mâddenin esâsı harekettir, hareket ise ne azalır ne çoğalır; ve bunlar derler ki, hareket etmekte olan yüz bin adam ve endaht edilen yüz top kâ'inâtta aslâ yeni bir hareket husûle getirmezler"(Voltaire).
Voltaire bu sözleriyle mâddiyyûnu çürütmeğe çalışıyor, bunlarm imkân dâ'iresinde olmadığım göstermek istiyordu. Fakat fennin şimdiki terakkisi bu iddi'âmn butlanım ve hakîkaten yüz bin adamla yüz topun kâ'inâtta yeni bir hareket husûle getiremeyeceklerini isbât ediyor, mâdde ve kuvvetin ezelîyet ve ebediyyetini alenen gösteriyor.
İşte mâddîlere karşı bugünün i'tirâzları da bir müddet sonra o Voltaire'in bu i'tirâzı gibi olacak, çürüyecektir. [65]
Dördüncü Bâb Madde Nihâyetsizdir
Madde, zaman cihetiyle evvelsiz ve âhirsiz, yani ezeli ve ebedî olduğu gibi, mekân ve mesâfe cihetiyle de nihâyetsizdir. Fi'l-hakîka gayr-i şahsî bir nazarla kâ'inâta bakılacak olursa, zamân ve mekân fikirlerinin bize ve bizim fikirlerimize nazaran olduğu anlaşılır ve mâddenin nihâyetini görmek mümkün olamaz. Birçok tedkîk ve taharriler neticesinde, hattâ yalmz âletler vâsıtasiyle değil, zihnen ve tasavvuren bile mâddenin en küçük şeklini bulmak mümkün olmadığı gibi, en büyük şeklini dahî ta'yîn etmek mümkün olamıyor. Mikroskoplar, birtakım büyütücü camlarm yardımıyla gözlerimizin önüne hiç tarunmamış âlemler, uzvî hayâtlar getirdi. Gözlerimizle göremeyeceğimiz birçok zî-hayâtları bu vâsıta ile teşhis ettik, tamdık. Fakat mümkün müdür ki, bu gördüğümüz [66] şeyleri son bir had olarak kabûl edebilelim? Böyle bir faraziyyenin ne kadar yanhş olduğunu günden güne terakki ve tekâmül eden yine aym âletlerle, yani mikroskoplarla mütevâliyen görmekteyiz. Bir damla suyım yüzde biri bize koca bir uzvî âlem gösteriyor. Bu âlemin içinde gayet zarif ve ince husûsî sıfatları hâ'iz birçok mahlûklar yaşıyor, hareket ediyor, yiyor, hazm ediyor, her türlü ma'nâsıyla bir hayvân. Hattâ hayvân hayâtmm esâslarmdan olan hassâsiyyet ve irâdeye (irâde-i cüz'iyye değil) mâlik. Gâyet dakîk ve mükemmel âletler vâsıtasiyle her ne kadar bu hayvâncıklarm dâhili teşekkülleri epeyce anlaşılamıyorsa da hârici teşekkülleri pek âlâ görülüyor. Şu sûretle anlaşılıyor ki, göremediğimiz daha birçok hayvanlar vardır.
Vaktiyle haksız olarak "nakî'iyye"ler sınıf ma dâlül edilen ve bir çizginin ancak yirmide yâhûd onda birini teşkil eden "rotifer"lerin bugün bir hançereye, mükemmel dişlere ve mideye, hattâ bağırsaklara, rahme, [67] beyzlere, gözlere, kana, mesâneye ve asablara mâlikiyyeti tahakkuk etti. Bir damla deniz suyunda şekli muhtelif birçok şeyler görülebihr; Küreler, haçlar, küçük sepetçikler, burgular, yıldızlar, satrançlar, boynuzlar, kukuletalar, ilâ âhirihi... Hepsi bunlar birer
"monad"lar bir çızgmın yirmi bmde bin cesametinde bulunurlar ki, bir damla suda milyonlarcası yaşayabilir^ mikroskopla görülen hayvânlann en küçüklerinden olan "vibriyon"lar birtakım âletlerle mücehhez ve tıpkı bir tirbuşon gibi bazen katlanmış, bazen açılmış lamiselerle müsellah biı şekilde görünürler. Bir damla suyun içinde bımlardan dört bin milyon kadarı yaşayabilir. Bundan sonra "bakteriler, "protist"ler ve hayvânla nebât arasmı tefrik eden ibtidâ'î mâddeler gelir ki, su içinde küçük bastonlar şeklinde hareket ederler. Bunlarm içinde birçok tehlikeli hastalıkları naki edenler mevcûddur. Mikrop denilen bu hayvânaklarm. Profesör [68] Cohn'un hesâbına nazaran bir milimetre mik'abı mahalde alü yüz üç milyon mikdârı mevcûd bulunur ki, mecmû'unun sıkleti bir gramı tutabilmek için adedlerinin alü yüz otuz alü milyara kadar çıkması lâzımdır.
İtalya'da bulunmuş mantar üzerindeki "sporlar" o kadar küçük idiler ki, inşân kanmm bir küreyvesi onlarm yamnda cesîm bir mahlûk şeklinde göze çarpar. Hâlbuki bu küreyveler o kadar küçüktür ki, bir damla su içinde yani bir milimetre mik'abı cesâmetindeki bir suda beş milyon adedi bulımabilir, Askaritler" bir yumurta ile altmış dört milyon yavru çıkarabilirler. İnsan karımda öyle bir hayvân mevcûddur ki, uzunluğu bir rmlimetrenin üçte birisi ve eni yine milimetrenin yedi binde biridir. Bu hayvânlann yaşaması için de kendüerine nisbetle pek küçük birtakım ibüdâ'î mâddeler daha mevcûd olduğu gibi, bunlarm da birer nev' hayvân olması ve daha küçük mâddelerle tagaddi eylemeleri ve ilâ âhirihi... tasavvur olunabilir. İşte görmek [69] için bizim vâsıtalanrmz bu noktaya kadar gidiyor. Bu kadar şeyi gören mikroskoplarımız henüz o kadar nâkısür ki, tahPat hârikalarım değil, bir inşân veyâ hayvân tohumunun içindeki şeyleri bile tamâmiyle görmekten âcizdir. Burada görülen şey âdî bir hüceyreden ibârettir ki, onda ne hikemî ne zihnî bir hâssa ne istikbâlde bir şahıs olabilecek ibtidâ'î bir ferdiyyet görmekten âciziz...
Bununla berâber bu cisimler ne kadar küçük olursa olsun mevcûdiyyetleri aklen inkâr olunamaz. Bundan başka dîger birtakım tedkikler, tahlîl-i tayfî bize bir odanm havâsı dâhilinde
Madde ve Kıııruel / Çevriyazı
mevcûdiyyetlerini isbât eder ki, bi'l-hâssa deniz tuzu bu kabildendir. Deniz tuzunun gayet küçük olan cüz'Ierini hiçbir vâsıta ile görmek mümkün değildir. Çünkü bu cüz'ler de daha küçük binlerce atomun terkibinden husûle geliyor. Aynı zamanda bu atomlarm aralarını ayıran mesâfe dahî nazar-ı dikkate alınmalıdır. Birçok tecrübelere nazaran bu mesâfelerin aym cismin atomlarına nazaran daha büyük olduğu sâbit olmuştur. [70]
"En mükemmel mikroskoplar bile bize moleküllerin ve atom birikintilerinin şekillerini tamâmiyle irâ'e edemezler. Bir tuz dânesi, ancak lezzetini anlayabileceğimiz bir cesamette olduğu hâlde, gözle aslâ görülmesi mümkün olmayan milyarlarca atomlardan teşekkül eder" (Valentin).
İngiliz hakimlerinden VVilliam Thomson bir çinko molekülünün sihanını ölçmeğe uğraşmış, bir milimetrenin milyonda otuzu kadar bir mikdâr bulabilmiştir. Şu kadar ki, atomlara nazaran moleküller azîm birer cisimdir. Bir kan küreyvesinin kutru bir çizginin üç yüzde biri ve gayet küçük bir nakî'iyyenin kutru bir milimetrenin bin beş yüzde biri kadardır. Şu kadar ki, bu rakamlarm son haddi irâ'e ettiği zann edilmemelidir. Yine aynı âlimin tedkîklerine nazaran bir damla suyun arz cesâmetinde büyük olduğu farz edilirse, yani kutru sekiz bin İngiliz mili mesâfesinde bulunduğuna nazaran her su molekülü dahî müvellidü'l-mâ ve müvellidü'l-humûzadan müteşekkil olarak aynı nisbette [71] büyütülmüş farz edilecektir ki, bu büyüklük nihâyet bir tüfenk kurşunu cesametine kadar çıkabilir. Profesör Perty, Tabî'at nâmiyle İngilizce neşr olunan bir risâlede, bir çizgi mik'abı mahalde takriben iki yüz kuk bin milyar atom mevcûd olduğunu yazmışhr. Bu hesâblar birtakım Alman ve İngiliz hakimlerinin en hafif cisimler ve bi'l-hâssa gazlar hakkmdaki tedkîkleriyle mukayase edilirlerse, pek âdi bir mikdârda kalırlar. Bu hakimlerin havâ ve gazlar hakmdaki tedkîkleri, bi'l-hâssa Clausius ve Maxwel nâmındaki hakimlerin hesâbları neticesinde, bir santimetre mik'abı mahal işgâl eden havâ yâhûd gaz derûnunda en aşağı yirmi bir trilyon molekül (moleküllerin atomlardan teşekkül ettikleri unutulmamalıdu) mevcûd bulunabilir ki, bu moleküllerin araları bir milimetrenin dört milyonda biri kadar mesâfe ile aynlmışhr. Ve yüz kuk dört bilyon müvellidü'l-mâ molekülü ancak bir miligram kadar bir sıklet arz edebilir. Carus Sterne'ye nazaran gazla dolu bir dikiş 69
Louis Büchner
yüzüğünün içinde altı trilyon molekül mevcûddur. [72] B\ husûsda daha vâzıh bir fikir verebilmek için Profesör Kundt'uı sözlerini aynen naki ediyoruz: Bir matba a her gün içindi
üçyüz milyon harf bulunan bir diksiyoner tab' etse bu işine bit fâsıla altmış dört bin sene devâm etmelidir ki, hava ile dolu bi tavla zârımn hâvi olduğu moleküllere müsâvî harf tab' etmi olsun". Unutmamalıdır ki, bu moleküller yekdiğerinin yanın,-sıkışmış değil, bi'l-akis birbirlerinden ayrılmıştır. Ve mahdûc bir mahallin ancak üç binde bir kısmını molekülle imlâ' etmel kabil olabilir. Bu moleküller aym zamânda bir hareke hâssasıyla da muttasıldırlar ki, meselâ müvellidü'l-m^ molekülleri bir sâniyede bin altı yüz doksan sekiz metre mesafe kat' edecek bir süratle hareket ederler. Diğer daha ağır gazlarır moleküllerinin hareketi kendi sıkletleriyle mütenâsib olarak vâki' olur ki, vasati olarak sâniyede dört yüz yetmiş yedi metre mesâfe kat' edebilirler. Bu moleküller arasmda yine bir sâniye zarfmda dört bin yedi yüz müsâdeme husûle gelir. Tait'a [73] nazaran bir pouce'luk havâ mik'abı derûnundaki muhtelif cüz 1er her tarafa doğru birçok hareketler icrâ ederek yekdiğeri ile çarpışırlar ki, bu çarpışmalarm adedi sâniyede sekiz bin milyona kadar çıkabilir. Meşhûr İngiliz âlimlerinden Crookes, hikemı ve kimyevî vâsıtalarla bir kap derûnuna bazı gazlaı kapayarak muhtelif hâdiseler elde edebilmiştir. Buradan yavaş yavaş gazları azalttıkça daha serbest kalan moleküller evvelkine nisbeten daha seri' ve daha kolay harekel edebiliyorlardı. Şu kadar ki, bir kap dâhilinde bulunan havây; tahliye etmekle oradaki molekülleri tamâmiyle hârice çıkarma! ve mutlak sûrette halâ husüle getirmek mümkün değildir. Or üç yâhûd on dört santimetre kutrunda bulunan bir kür< dâhilinden havâ ihrâc edilmek istenilirse, en mükemme âletlerle bile tamâmiyle muvaffak olunamaması ve biı katrilyonda bir nisbetinde havâ molekülünün küre dâhilindr kalması zarûrîdir. Ameliyyâta devâm olunarak havânır milyonda birine kadar tahliye kâbil olsa bile. Doktor Kalisher't nazaran yine bir [74] trilyon molekülün kap dâhilinden hâricf çıkarılması mümkün olamaz. Bu husûsda daha vâzıh bir fikiı verebilmek için, yine aym Doktor'un şu sözlerini naki
VVürtz'e nazaran bir miligram sıklet husûle getirmek için on trilyon havâ molekülünü ve yüz kırk altı trilyon müvellidü'l-mâ molekülünü biraraya getirmek iktizâ eder. Bir santimetre mik'abı mahaldeki havâ dâhilinde yirmi bir trilyon havâ molekülü mevcûddur. Bir havâ molekülünün cesâmetine gelince, sıfır derece-i harârette ve tabî'î bir tazyik altmda vasati olarak bir milimeh'enin bir milyonda elli dokuzunu teşkil eder. Yani en mükemmel [75] bir mikroskopla ancak görülebilen bir cisimden yirmi beş defa daha küçüktür. Yine VVürtz'ün hesâbma nazaran bir ziyâ mevcesinin uzunluğu bir milimetrenin yüz milyonda birine müsâvi olduğu gibi, bir sabun zârımn kalmlığı da yine bir milimetrenin bir milyonda birine müsâvîdir.
Cisimlerin inbisâtı ve mâddenin azalhiması (rarefaction) hakkmda bir fikir hâsıl etmek lâzım gelirse fezâyı dolduran esire dâ'ir yapılan hesâblara serf bir nazar atf etmek kifâyet eder. Bu esir yalmz fezâyı değil, her mâddenin molekülleri arasmdaki mesâfeleri dahî işgâl eder. Ve biz onu mihaniki bir sûrette tartabümekten âciziz. Bu husûsda sehâb-ı muzî hâlinde bulunan bazı semâvî cirmlere dâ'ir hesâblar dahî bize oldukça kat'î bir fikir verebilirler. Bizim "manzûme-i Şems"imize â'id vezni kâbil mâddenin mecmû'u (Güneş de dâhil olduğu hâlde) Neptün ile araşma çekilmiş tahayyül olunabilen bir kutr üzerinde münhânî bir hareketle devreder. Bu yıldız (Neptün) bize, manzûmemizin en uzak olan bir yıldızıdır ki, zann [76] olunduğuna göre hâlâ ibtidâ'î hâlde ve Arzımızm en evvelki hâli gibi gazdan, sehâb-ı muzîden ibârettir. İşte orada mâdde o kadar azaltılmış, yani mezkûr gazın atom ve molekülleri yekdîgerinden o kadar ayrılmış ve inbisât etmişlerdir ki, bunlarm kesâfeti havâ-yi nesîmînin kesâfetine nazaran 0,000553 nisbetinde veyâhûd Radenhausen'e nazaran küre-i arz üzerindeki cisimlerin en hafifi olan müvellidü'l-mânın on milyonda birine müsâvîdir. Helmholtz diyor ki: "Sulb hâlinde bulunan bir buğday dânesi büyüklüğündeki mâdde bu hâle getirilecek olursa, milyonlarca mil mik'abî mahalli doldurmaya kifâyet eder. Bazı kozmoğrafya âlimlerinin ve râsıdlarm hesâbma göre manzûme-i Şemsiyyenin ilk hâli iki milyar mil uzunluğunda ziyâyı hâ'izdi ki, bu mâddenin kesâfeti müvellidü'l-mâya nazaran altı yüz bin milyarda bir nisbetinde

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder