istanbul şişli günlük kiralık daire ve insan felsefeleri589
evet arkadaslar sizlere en güzel yazıları yazan istanbul şişli günlük kiralık daire diyokri Hıristiyan papazların eskileri ve sonra gelenleri ittifak ile bildiriyorlar ki. Matta İncîli ibrânîce idi. Hıristiyan fırkalan, birbirlerinden aynimaları sebebi ile, sonradan bu asi nüshâyı gayb etdiler. Bugün mevcûd olan Matta İncîli, ibrânîce asi nüshânm tercemesi-dir. Bu tercemeyi yapan kimsenin kim olduğu da belli değildir. Ze-mânımıza kadar müterciminin kim olduğunun bilinmediğini hıris-tiyan papazların ileri gelenlerinden olan Cirum da i’tirâf etmekde-dir.Katolik Thomas Ward, (Cirum yazdığı bir makalesinde, eski hı-ristiyan âlimlerinden ba’zılan Markos încüinin son bâbmın v« ba’zılan Luka İncîlinin yirmiikinci bâbmın ba’zı âyetlerinde v<
(Norton) 1253 [m. 1837] senesinde Bostonda basılan kitâbınm mişinci sahîfesinde, Markos İncîli hakkında şöyle diyor; (Bu J de tahkike muhtaç ibâreler vardır ki, onaltıncı bâbının dokuzuf âyetinden sonuna kadar olan âyetlerdir.) Metinde bir şek ve alâmeti göstermeyip, şerhinde bu âyetlerin İncile sonradan soJcu| duğunu söyliyen ve bunun delillerini sıralayan Nortin, hayreti^ bildirerek, şöyle demekdedir: (Kitâblan istinsâh eden kâtiblerij âdetlerini incelediğimiz zemân, onların metinlerdeki ibâreleri an. layıp yazmakdan ziyâde, metinlere kendi fikrlerini sokmaya çahş, dıklarını görürüz. Bu husûs bilinince, İncildeki ibârelerin niçin şübheli olduğu anlaşılır.)
[NORTON ANDREWS: Amerikan İncil bilgini ve muallimi, dir. 1201 [m. 1786] da doğdu. 18 Eylül 1853 de öldü. 1804 senesinde Harvarddan mezûn oldu. İlâhiyyât üzerinde çalışdıkdan sonra, Bowdoin kolejinde, 1809 yıhnda ders verdi. 1818 yılında H^arda matematik muallimi olarak döndü. 1813 yıhnda üniversitenin Incil tefsîrcisi oldu. 1819 dan 1830 senesine kadar edebiyyât profesörünün yardımcılığını yapdı. Teslisi red eden ve Tevhid akidesini [inancmı] savunan (unitarianism) mezhebinin kuvvetli müdâfile-rindendir. Calvenizmi ve Theodere Parker tarafından temsil edilen naturalist [tabî’iyyeci] teolojiyi şiddet ile red etdi. 1833 yılında (A Statement of Reasons for not believing the Doctrines of Trimtari-ans: Teslis fikrine inanmamak için ma’kûl bir beyân) kitâbmı yazarak neşr etdi. (Encyclopedia Americana cild-20, sh. 464)].
Yuhannâya nisbet edUen İncilde de sağlam bir rivâyet senedi yokdur. Markos İncili gibi, tahkike muhtâc, mübhem, hattâ birbirine zıd ibâreleri vardır. Meselâ:
Birincisi: Bu İncilde, Yuhannânm gördüğü şeyleri yazımş olduğuna dâir açık bir delfl yokdur. Bir şeyin aksi isbât edilmedikçe, eski hâlinin doğruluğuna hükm edilir.
/^'ncisi; Yuhannânm yirmibirinci bâbın yirmidördüncü âyetinde (İşte bu cümleleri [ya’ni Yuhannâ İncilini] yazan ve doğruluğuna şehâdet eden şâkird budur, [ya’ni Yuhannâdır.]. Biz onun şehâdetinin doğru olduğunu biliriz) denilmekdçdir. Görülüyor ki, bu sözü Yuhannâ hakkında, Yuhannâ İncilini yazan kâtib söyle-mişdir. Bu âyetde Yuhannâya gâib zamiri olan (O) ile işâret edilmiş, asi kitâbı yazan (uyduran) kâtib kendisini mütekellim fya-zan kimsenin kendisi) sığası ile (Biz) diye yazmışdır r>.
yıp, bir başkasıdır. Kendisi, Yuhannânın şehâdetinin doğru olduğunda ma’lûmâtı olduğunu iddia etmişdir. Bunlardan anlaşılan; bu İncili yazan adam Yuhannânın ba’zı mektûblarım ele geçirip, ba’zı ibâ-releri çıkarmış, ba’zı şeyler de ilâve ederek, bu kitâbı yazmışdır.
Üçüncüsü: Müâdî ikinci asrda, Yuhannâ İncili üzerine ihtilâfların ve inkârlann meydâna çıkdığı zemân, Yuhannânın talebelerinden Polycarpenin (Poltarp) tâlebesi Irianus [Arb. İyryanûs], hayât-da idi. Niçin inkârcüara cevâb verip naki etdiği, rivâyet etdiği, İncili tashih edip, sahihliğinin delillerini ortaya koymamışdır. Eğer rivâyet etdiği doğru olsaydı feryâd eder, (benim rivâyetim doğnı-dur) derdi. Eğer bu husûsun doğruluğu Polycarpe ile talebesi İri-yüs arasında geçmemişdir denilirse, bu söz hakikatden çok uzak-dır. İriyüs pek çok lüzumsuz mes'eleleri durmadan, üstâdından sorarak öğrenirken, (Bu İncil, Yuha'nnânm mıdır?) süâlini sormaması ve bunu öğrenmemesi mümkin midir? Eğer unutdu denilirse, bu dahâ uzak bir ihtimâldir. Zirâ İriyüs, üstâdının yolunu, âdetlerini çok iyi bilmesi ve duyduğu şeyleri lâyıkıyle hıfz etmesi ile bilin-mekdedir. Yosibis (Eusebe) 1263 [m. 1847] senesinde neşr edilen târihinde, beşinci cild, yirminci bâbı, ikiyüzondokuzuncu sahîfe-sinde İriyüsün, Yuhannâ İncüinin rivâyet edildiği lisanlar hakkm-da olan sözünü, şöyle naki etmişdir; (Ben AUahü teâlânm fadh ile şu sözleri işitdim ve bunları ezberledim. Her hangi birşey üzerine yazmadım. Eskiden beri âdetim budur. Böylece ezberlediğim şeyleri dâimâ tilâvet eder, okurum.) Buradan anlaşılıyor ki, ikinci asrda dahî, İncili inkâr edenler olmuş ve onlara karşı cevâb verilerek, doğruluğu isbât edilememişdir. Hıristiyan âlimlerinden Selsus (Cel-sus), milâdın ikinci asnnda (Hıristiyanlar, İncillerini üç-dört defa, belki dahâ fazla, ma’nâsım değişdirecek şeklde, tebdü ve tahrif et-diler^ diye feryâd etmişdir. Manikeist fırkasmın ileri gelen âlimlerinden Fastus da milâdî dördüncü asrda; (İnciller üzerinde tahrif yapılmışdır. Bu doğrudur. Ahd-i Cedidi ne îsâ aleyhisselâm, ne de Havârfleri te’lîf etmemişdir. Bil’aks hâli meçhûl liseler te’lif etmişdir. İnsanların i’tibârmı kazanmak için de, Havârüere ve onlarm arkadaşlarına nisbet etmişlerdir. Birçok yanlışlıklar ve tenakuzlar bulunan kitâblar te’lîf ederek hıristiyanları incitmişlerdir) demekde-dir.
Dördüncüsü: Katolik Herald, 1844 senesinde neşr istanbul şişli günlük kiralık daire edilen kitâ-bınm yedinci cild, ikiyüz ellinci sahîfesinde, Estadlen ismli müellif-den rivâyet ile, bu Yuhannâ İncîlini îskenderiyye mektebi talebelerinden birisinin yazmış olduğundan, hiç şübhesi olmadığını bil-dirmişdir.
Beşincisi: Bretşnayder, Yuhannâ İncîlinin temâım ve Yuhan
Katolik Herald de, kitâbınm yedinci cild ikiyüz altınc sinde diyor ki: (Râus kitâbınm yüzaltmışmcı sahffesinde tan papazlarının ileri gelenlerinin ekserisi Yuhannânm dât (Vahy) kitâbınm doğruluğunu kabûl etmezler). Prof. Rab?
de, kuvvetli deliller ile isbât ederek diyor ki, (Yuhannâ İncili, y'' hannânm risâleleri ve Müşâhedâtı yalnız bir kişinin yazdığı şeyi^' olamaz). Eusebius, târihinin yedinci cild, yirmibeşinci bâbınd; Webvnisichinden naki ederek, eski papazlar, Yuhannânm Müşj hedâtım Kitâb-ı mukaddesden çıkarıp red etmeğe çalışdıklarm anlatırken diyor ki: (Bu kitâb-ı Müşâhedât, başdan sona kadar ma’nâsızdır. Onu, Havârilerden olan Yuhannâya nisbel etmek de çok yanlışdır. Câhillik ve hakikati görmemekdir. Önu yazan kim. se, ne havâri, ne mesihi ve ne de sâlih bir kimse değildir. Belki bu Müşâhedâtı Cerinthus isminde bir Romalı yazdı. \ uhannâya nis-bet edilerek Yuhannâ yazdı denildi.) diye yazmakdadır. Daha sonra, kendisi şöyle demekdedir: (Fekat, bu kitâbı, ya nî Yuhannânm Müşâhedâtmı, Kitâb-ı Mukaddesden çıkarmağa gücüm yet mez. Zîrâ binlerce hıristiyan kardeşimiz bu Yuhannâya tam ederler. Ben, bu kitâbı yazan kimsenin, kendisine ilhâm geldiğini tasdfk ederim. Fekat, Havârilerden Ya’kûbun kardeşi ve Zebedî-nin oğlu olan ve Yuhannâ İncilini yazan Havâri Yuhannâ olduğunu pek kolay kabûl edemem. Sözlerinden ve hâllerinden anlaşılan Havâri olmamasıdır. Kitâb-ı Müşâhedâtı [VahydJ yazan kimse, ki-tâb-ı A’mâl ya’nı Resûllerin işleri kitâbında zikr edilen Yuhannâ da değildir. Çünki, İşâyâ memleketine gelmemişdir. Hâlbuki bu İncili yazan İşâyâ ehâlisinden bir diğer Yuhannâdır ki. her ikisine de Yuhannâ ismi verilmişdir. Yine Yuhannâ İncili ve risâleler ile Müşâhedâtm ibâre ve mefhûmlanndan anlaşılıyor ki, Yuhannâ İncilinin ve risâlelerin müellifi olan Yuhannâ, Müşâhedât kitâbı-nın musannifi değildir. Çünki İncilin ve risâlenin ibâresi, Yunan-cada güzel ve düzgün bir şekldedir. İçinde galat, yanhş lafzlar yok-dur. Fekat, Müşâhedât kitâbınm ibâresi böyle olmayıp, Yunan lehçesine muhâlif, bilinmeyen, alışılmamış bir üslûb üzerine yazıl-mışdır. Havâri olan Yuhannâ, İncilinde ve risâlelerinde ismini açıkça söylemeyip, kendinden mütekellim (şahıs) veyâ gâib siga-ları ile bahs eder. Kendini uzun uzun anlatmaksızm maksada başlar. Müşâhedâtı yazan şahs ise, böyle olmayıp, başka bir üslûb ta’kîb etmekdedir. Yine Yuhannânm Müşâhedâtının ya’ni Vahy risalesinin, birinci bâbınm birinci âyeti, (Yesu’ Mesîhin i’lânı ki Allahü teâlâ. Onu Mesîhe verdi. Yakında olması muhakkak olan şeyleri kullarına göstermesi için, vahyi kendisine verdi. Ve onu.
(Ben, îsâda olan sıkıntıya ve melekûta ve sabra sizinle berâber hissedâr istanbul şişli günlük kiralık daire olan kardeşiniz Yuhannâyım.) ve yine yirmitkinci bâbın sekizinci âyeti, (Ben, bu hâdiseleri görüp işiten Yuhannâyım.) tarzında olup, bu âyetlerde, Havârîlerin ta’kîb etdikleri üşülün hilâfına olarak, ismini açıkça söylemişdir. Eğer eski âdetlerinin tersine, kavmine kendini bildirmek için, burada ismini açıkça söyledi denilirse, ona şöylece cevâb verilir: Maksadı sâdece bu ise, kendisine mahsûs olan lâkabı ve sıfâtı yazmalıydı. Meselâ, (Ben Ya’kû-bun kardeşi ve Zebedî oğlu Yuhannâyım veyâ hazret-i Mesîhin şâkirdi ve onun sevdiği Yuhannâyım) gibi ta’bîrleri kullanmalıydı. Kendi şahsına mahsûs vasfını söylemekden sakınıp, kendisini diğer insanlardan ayırmıyarak, kardeşiniz ve hâdiseleri görüp işiten ta’bîrlerini kullanmışdrr. Burada maksadımız, akl sâhibleri ile alay etmek değildir. Belki iki şahsın ifâdeleri ve yazıları arasında bulunan açık farkı ortaya koymakdır.) demekdedir. Vivisbiusun sözü burada temâm oldu.
Yine Eusebius târihinde, üçüncü cildin, üçüncü babında, (Pet-rusun birinci risâlesi doğrudur. Fekat ikinci risalesi, Kitâb-ı mu-kaddesden olamaz. Ancak, Pavlosun ondört risâlesi, ya’nî mek-tûblan kırâet olunur, okunur. Fekat ba’zılan İbrânüere mektûb kısmmı, Kitâb-ı mukaddesden çıkardı.) demekdedir. Yine Yosi-bis, aym kitâbınm yirmibeşinci babında, risâle-i Ya’kûb, risâle-i Yehûdâ ve Petrusun ikinci risâlesi ve Yuhannânın ikinci ve üçüncü risâlelerinde ihtilâf edilip, hakîkî müelliflerinin meçhûl olduğunu beyân etmekdedir. Yosibis, yine aynı târihinin altıncı cild, yir-mibeşinci bâbında: (Risâle-i İbrâniyye hakkında Origenus şöyle demişdir: Hıristiyanların ellerinde dolaşan bu risâleyi, Hebrun (Gülnaht) ismli bir kimse yazmışdır. Ba'zılan, Lukanm onu terce-me etdiğini söylemişlerdir) demekdedir. İlk hıristiyan teologlarından Ireneus (Fr. İrene, ing. Irenaeus, 140-220) ve 220 senesi ricâ-linden Polinius ve 251 senesinde yaşıyan Pontius ismli müellifler, risâle-i İbrâniyyeyi temâmen inkâr etmişlerdir. Milâdî 200 târihi ricâlinden Kartacalı St. Tertullian diyor ki; (Risâle-i İbrâniyye Bemiyânın risâlesidir.) 212 senesi ricâlinden Cilimens Romanus da, (Pavlosun risâlelerini onüç adet sayıp, ondördüncü risâle olan risâle-i İbrâniyye onlardan değildir.) demişdir. 248 senesinde yaşayan Kartacalı St. Cyprian de, bu risâleyi hiç zikr etmemişdir. Süryânî kilisesi de, bu âna kadar Petrusun Risâle-i sâniyyesini...ya’nî ikinci mektûbunu, Yuhannânın Risâle-i sânîye ve sâlisesinin ya’nî ikinci ve üçüncü mektûblannın sıhhatini [doğruluğunu] ka-