istanbul şişli günlük kiralık daire ve islam savasları22
bugn de bitti ve aksam olmak üzere iken istanbul şişli günlük kiralık daire diyokri Hazret-i Fatınia ile Hazret-i Ali Sohbet Ediyordu Hazret-i Fâtıma radjyallahu anhâ annemizin hayatı, kıyamete kadar gelecek İslâm hanımefendilerinin örnek alacağı ibretlerle, ahlâkî meziyetlerle doludur. O’nım evliliği, çeyizi, ev işlerindeki becerisi, mahareti, beyine karşı samimi, sevgi dolu hizmetleri, komşuluk münasebetleri, ilmi, irfanı ve infakı günümüze ışık tutmakta-jır. O, eşyanın kölesi, hizmetçisi olmadı. Allah ve Resulü’nün sevdiği *olda samîmi kul olabilmek için gayret etti. Hayatını bu hedef ve gaye gerisinde geçirdi. Fahr-i Kâinat (s.a.v.) Efendimiz kızım ve torunla-mı çok severdi. Onları görmek için sık sık damadının evine giderdi.Bir defasında kapıya vardı ve içeri girmeden geri döndü. Hz. âtıma buna çok üzüldü. Hz. Ali eve geldiğinde hanımım üzüntülü irdii. Sebebini sordu. O da;
“Ya Ali! Resûlullah geldi ve kapıdan içeri girmeden geri döndi ttif” dedi. Buna Hz. Ali (r.a.) da çok üzüldü. Derhâl sebebini c nmek üzere Resûlullah’a (s.a.v.) koştu. Fâtıma’nm üzüntüsünü:
Şevahidü-n Nübüvve.
etti. Eve nivin girmediğini sordu, İki cihan güneşi ,v ak sitemle şöyle buyurdu;
- Benim dünya üe ne işini var? Benim is|,
Ue ne işim var?
Hz. Ali (r.a.) mesela i anladı, hemen ailesine döndü ve p hoşnutsuzluğunu haber verdi. Bunun üzerine Hz. I' perdeyi ne yapmamı emrediyor?” dedi. Yine Resülullaü'„j'' \ varan Hz. Ali’ye Resûlullah, “Fâtuna’ya söyle, istanbul şişli günlük kiralık daire o perdeyi nna göndersin!” buyurdu. Bunun üzerine o perde yerincl(.'*^‘>i{j^\ ihtiyaç sahiplerine gönderildi. ^
Resûlullah’m istemediği bir şeyi onlar hiç isteniezlç^^j. *1 Resûlü olan babalarını memnun etmek onların en büy^l‘A|| suydu. Bunun için sevgide kusur etmemeye son derece dik)^.^ \ lerdi. Efendimiz de damadı ve kızım çok severdi, fırsat bu|^^ lan ziyaret ederdi.
Hangimiz Daha Sevgili?
Bir defasında Hz. Ali ile Hz. Fâtıına karşılıklı sohbet ediyQj.| Birbirlerine iltifatlarda bulunuyor, “Hangimiz Allah’ın Resûlü sevgilidir? Kızı mı, damadı mı?” diye konuşuyorlar ve tatlı tat], ^ İliyorlardı. Tanı bu sırada Resûl-i Ekrem (s.a.v.) yanlarına çıkag^ Onları neşeli görünce pek sevindi. Babacığına çok düşkün olan Falıma (r.a.) gülümseyerek, “Babacığım! Ali ile sizin yanınızda gimizin daha sevimli olduğumuz üzerinde konuşuyorduk.” dedi. nun üzerine Rahmet Peygamberi Efendimiz hem kızına hem de(j^ madına beslediği derin sevgiyi şöyle ifade etti;
- Kızım sen, babanın evlâdına olan tabiî sevgisinden dolayı Ali’den daha sevgilisin. Fakat Ali de benim gözümde senden dahg kıymetli ve daha çok izzet sahibidir.
Her ikisini de değişik yönlerden sevdiğini duyurdu. Her firsatt; o, aralarındaki muhabbetin artmasına gayret etti.
Hz. Ali (r.a.) ilim şehrinin kapısı, harb meydanlarının korkı suz arslanı, âlim, mücâhid bir yiğit!.. Hz. Fâtıma da Resûlullah’ı ciğerpâresi, pırlantası ve nur parçası, kendi dünyasının hanımefeı dişi bir bahtiyar!..
Hz. Âişe (r.a.) annemizin bildirdiğine göre:
İnsanlardan, Resûlullah’a (s.a.v.) en sevgili olan Hz. Fâtıma i(
‘ girdiğinde Efendimiz ayağa kalkar ve yerine oturturdu. Bir s
reki'ıl nanınz kılar ve sonra sevRİli kı/.ma uftranlı. Onunla Inr mücl-Jet sohbet etlerdi.
Hz. Fâtıına (r.n.) da babacığını tjok seviyordu. Onu gbl>;e R'''» takib etmek istiyordu. Uhud Savaşı nda babacığının yaralandığını duyunca bütün tehlikeleri Roze olarak yanına vardı. Yanağına doğru akan kanı temizledi ve kül bastırarak durdurdu. Yarasını tedavi etmeye çalıştı.
Hz. Ali (r a.) ile Hz. Fâlıına nın (r.a.) dünya evleri üstün ahlâkî meziyetlerle donatılıınştı. Nurlu neslin devamını sağlayan, bu evlilikte iltifat, saygı, etleb, iffet ve kıymet bilme önde gelen me/.iyet-lertiendi. Birbirlerinin fikir ve düşüncesine çok değer verirlerdi. Görüş ayrılığı olsa dahi müşterek bir noktada birleşirlerdi. Dâva şufınına sahib, samimi, sıcak bir aile kurmuşlardı. Bir muhabbet ocağı olmuştu onların birlikteliği. Öylesine bir muhabbetle birbirine bağlanmışlardı ki, gel-geç sevdalar onlara tesir edemedi. Ebedî hayatı kazanmak ve Allah’ın rızasına erebilmek onlar için lıer şeyden önce gelirdi. Kendileri yemez, ihtiyaç sahiplerine ye-dirirlerdi. Kapılarına gelen fakiri reddetmezlerdi. Kendileri muhtaç oldukları hâlde başkalarına verirlerdi. Onların bu güzelliklerini, cömertliklerini ve îsâr hâlindeki davranışlarım Allah Teâlâ Kitâb-ı Kerîm’inde övmüştü.
Şöyle ki:
“Hz. AJi ile Hz. Fâtıma’nın nafile oruç tuttukları bir akşam vakti istanbul şişli günlük kiralık daire kapılarına bir fakir gelir. “Allah için!” diyerek bir şeyler ister. Onlar da kendileri için hazırladıkları iftarlıkları olduğu gibi fakire verirler. Peş peşe üç gün aynı vakitte akşam ezanı okunacağı zaman değişiV kılık ve kıyafette yoksul, garib birileri kapılarına gelir, “AUab içini diyerek dilekte bulunur. Hz. Ali ile Hz. Fâtıma (r.a.) birlikte bazırV dıkJan iftarlıkları olduğu gibi bu yabancı, garib
kimseye verirler. Kendileri üç gün bir şey yemeden peş peşe le oruç tutarlar. Onların bu güzel hâli, gönüllerindeki engin \\ uuru Allah Teâlâ’nın bu gibi hasletler hakkında indirdiği şu § elîleleye de
j.”^ı*’“>'oru2; sizden ne bir karşılık ne bir teşekkür W *yoruz. Biz çetin ve belâlı bir günde Rabbimizden (O’nvı babına uğramaktan) korkarız (derler).”*" '
Vahiy tamamlandığında İki Cihan Güneşi Efendimiz bu müjde, hızına ve damadına bildirdi. Her ikisi de sevinçlerinden üç günle 3Çİığm verdiği sıkıntıyı bir anda unutuverdiler. Kıyamete kadar ok nacak bir kitapta övülmek ne büyük bir mükâfattı.
Hz. Fâtıma (r.a.) vahyin beşiği sevgili babacığının sohbetleri den çok istifade etmişti. Resûlullah’ın (s.a.v.) terbiyesinde yetişt ^Çtn onun feyziyle gönlünü doldurmuş, ilim, edeb, haya gibi üst ahlâkî meziyetlerle kendini yetiştirmişti. Bir gün Resûl-i Ekn (s.a.v.) Efendimiz Hz. Ali’ye şöyle sordu:
-Ya Ali, Allah Teâlâ’yı sever misin?
-Evet! Ya Resûlullah severim.
-Onun ResûJü’nü de sever misin?
Hz. Ali heyecanlanarak:
- Evet, yâ Resûlullah!
Efendimiz tekrar:
- Kızım Fâtıma’yı da sever misin?
Hz. Ali İliç Icı L-<l<iül olmoclon;
-Evet !
-IİHsan ve Hüseyin'i sever nıisiıtV
-Rvet, J'a Re.sûlullalı severim.
-Ya Ali. gönül bir tane, .sevgi ise dört. Bir kalbe bu kadar sevgi nasıl sığıyor?
Hz. Ali bu suale bir türlü cevap veremedi. Düşünceli bir vazi-vctte evine döndü.
Onu düşünceli ve durgun görünce Hz. Fâttma O'.a.) üzüldü. Ne olduğunu ve onun zihninden geçirdiklerini öğrenebilmek için şefkatle konuştu;
- Ya Ali sizi durgun görüyorum. Üzücü bir şey mi oldu? Eğer dünytı ile ilgili ise kederlenmeye değmez. Ahiret ile ilgili bir husus ise nedir sizi üzen şey?
Muhterenr eşinin sorusunu cevapsız bırakmak istemeyen Hz. Ah (ra.) başından geçen olayı anlattı ve Efendimizin sorduğu soruya cevap veremediğini söyledi. Hz. Patıma (r.a.) soruyu öğrenince gihüm-sedi ve “Ya Ali! Babamın yanına var ve bu suâli şöyle cevaplandır.” diyerek açıklamalarda bulundu. Hz. Ali bu izahattan memnun oldu. Gönlüne hoş geldi ve Efendimizin huzuruna koştu ve şöyle dedi:
- Ya Rcsûlullah! Sağ, sol, ön, arka diye insanın yönleri vardır. Kalbin de böyle. Ben
Allah’ı aklım ve imanımla, sizi ruhum ve imanımla, Fâtıma’yı, insânî nefsim ile Haşan ve Hüseyin'i de babalığın tabiî icabı ile seviyorum.
İki Cihan Güneşi Efendimiz bu cevaba tebessüm etti ve şöy buyurdu:
- Ya Ali! Bu sözler ancak Peygamber ağacının dalından altnr meyvelerdir.”
Sabret Kızım
Hz. Fâtıma (r.a.) çok hassas ve yufka yürekliydi. Kimsenin meşini istemez, acı çekmesine dayanamazdı. Allah Resulü ba’ rahatsızlandığı zaman hemen yanına koşardı. “Vah babacığın yerek üzülürdü. İki Cihan Güneşi Efendimiz de:
“Sabret kızım! Sabır güzeldir!” buyurarak onu teselli Bir gün şiddetli ateşler içinde iken etrafındakilere şöyle bm
ram kıldığını da haram kıldım. Ey kızım Fâtıma! Ey halam Saf-’^ Allah katında makbul olan ameller işleyiniz. Yani bana Rüvenip^ bellik etmeyiniz. Çünkü ben, sizi Allah'ın azabından kurtaranı.*^'
bellik etmeyiniz. Çünkü ben, sizi Allah'ın azamnaan Kurtara^,;
İnsan için ancak çalıştığının karşılığının verileceğini cluy^*'' Kişiyi ancak iman ve amelinin kurtaracağına dikkat çekti.-*'
Hz. Fatıma'nm meziyetleri Resûlullah (s.a.v.) buyurmuştur ki:
“AJJah-u Teâlâ, kızım I’atınia’nııı kalbini ve biitüm^, larmı, kıkırdağına kadar imanla doldurmuştur; i.şte dan dolayı kendini Allab'n* itaatine atamıştır.”
İrşad’ul- Kulub’da şöyle nakledilmiştir:
'‘Hz. Patıma (r.a.) namazında Allah korkusundan arda nefes alıyordu (nefes alıp vermesi güçleşiyordu).” Hasan-ı Basri şöyle diyor:
"Bu ümmet arasında Hz. Fatıma’dan (r.a.) daha ahi, Cçok ibadet eden) biri yoktu. Namazda o kadar duruyordu ki, ayakları şişerdi.’**"'
İbn-i Abbas’tan Resûlullah’m (s.a.v.) şöyle buyurduğu rivay, edilmiştir:
"Dört kadın kendi dönemlerinin hanımlarının en ü tünleridir. İmran kızı Meryem, Mezahim kızı Asiye, H veylid kızı Hatice ve Muhammed (s.a.v,) kızı Fatıma. Ve o ların en bilgilisi Fatıma’dır (r.a.).’*
Ebu Nuaym, hu hadisi Hafız Sakafi el-İsfahanVnin rivayet e ğini kaydetmiştir.
Bu hadisi İbn-i Dürü/ Mensur zikretmiş, yine aynı hadisi İl Hacerei-Isabe’de zikretmiş ve aynı sayfada Aişe’den şöyle bir h-te rivayet etmiştir:
"Ben babasından (Hz. MuJıanuned sav) başka Fatıma’ a.) daha faziletli olan birisini görmedim.”