istanbul şişli günlük kiralık daire ve islam savasları333
ve islam savasları88 sizlere ne güzel yzıları yazan istanbul şişli günlük kiralık daire diyorki Herkes beni yalanlarken o tasdik etti. Bütün ınalı„,j^> yoluna sarf etti." buyurdu. Onun hizmetini ve büyüklüğünü ^şileyle tekrar duyurdu.Ümmii Seleme annemiz söze devamla şöyle dedi;- Ya Resûkıllah! Hakîkaten Hatice dediğiniz gibiydi. Cenâb-,,. onu ve bizJeri Cennet te cem eylesin. Şimdi onun kızı Fâtıma’y, J şünsek. Amcaoglun Ali düğünlerinin yapılmasını istiyor. Siz yunursunuz?
-Ali bana böyle bir şey söylemedi.
-Ya Resûlullah.' Ali mahcubiyetinden, edebinden size söyleyeı^
-Öyleyse Ali’yi çağırın.
Ümmii Eymen koşup Hz. Ali’yi çağırdı. Mahcubiyetinden sıv, iarak huzura giren Ali (r.a.) bir kenara oturdu. Fahr-i Kâinat Cs.a.y Efendimiz buyurdu:
- Fâtınia’nın çeyizi tamamdır. İnşallah bu vazife de yerine lecektir.
Ümınii Seleme annemize haber gönderip lo dirhem istedi. len parayı Hz. Ali'ye uzattı ve buyurdu ki:
- Ya Ali! Bir miktar hurma, biraz tereyağı biraz da yoğurt al g Hz. Ali siparişleri alıp huzura getirdi. İki cihan güneşi Efendir burmaları bir kaba boşaltıp mübarek elbisesiyle ezdi. Biraz un, ve tereyağı ile karıştırarak tatlı bir düğün yemeği yaptı. Ar leşhur ^ays” adını verdikleri bu yemeği tabaklara ko)
||IV»I< koyun kesti ve Relirdi. Hir b;\!jka sahübî ya^,.
j.olirdi t lazırlıklar tamam olunca Resûl-i Kkrcm (s.a.v.) eten-ainıi/.çöyl'^ buyurdu;
. Yâ Ali! Ashab-ı Kiram’ı davet el! Dostlarım davet et!
O da dışarı çıkıp asbâbı davet etti. Gelenler onar onar içeri alınıp sıra ile sofraya olurUıldu. Bu şekilde sofralar dolup taştı. Gönülleri bereket, rahmet kuşattı. H/.. Ali (r.a.) o gün velîme yemeg;indcn vedi yüz kişinin yettiğini nakletmi.ştir.
jki eilıan güneşi Kfendimiz, Üntmü Seleme annemi/.le Ünımü Jiyınen'den Ffıtıma’yı giydirip kuşatmalarını istedi. Bir deve getirilip süslendi. Hz. Fâtınia bindirildi. Yuları Selman-ı Fârisî’nin (r.a.) eline verildi. Huzur ve neşe içerisinde Hz. Ali’nin evine getirildi. Böy-lece kadınlık âleminin hanımefendisi Hz. Fâtıma (r.a.) şanına yakışan bir sadelik içinde gelin tjidu. Bu mesut düğün Viicretin 2, yılının Zilhicce ayında yapıldı.
Ünımü Eymen’in anlattığına göre Resûl-i Ekrem Cs.a.v.) Efendimiz kendisi gelinceye kadar Hz. Ali’nin Fâtıma’mn yanına gerdeğe girnıenıesini emir buyurmuştu. Efendimiz gelip kapıyı çaldı. Dadısı Ününü Eymen karşıladı. Selam verdi. İçeri girmek için izin istedi.
İzin verilince girdi ve sordu;
-Kardeşim burada mı?
-Ya Resûlullah! Kardeşin kim?
-AH ibni Ebî Tâlib!
-Sen kızını onunla nikahladığına göre o nasıl kardeşin olur?
-Evet! O öyledir. Yani o benim dinde kardeşim olur. Fâtıma ile evlenmesinde bir sakınca yoktur.
Sonra bir kapla su getirtti. Abdest aldı ve Hz. Ali’yi çağtrdı. Ab-dest suyundan göğsüne ve iki omuzunun arasına serpti. Sonra Hz Fâtıma’ya da aynı şekilde davrandı ve şöyle buyurdu;
(Allah’ım bu evliliği mübarek kıl! Onlara ve nesiUerii mübarek kıl).
“Ey Allah’ım! Fâtıma ve zürriyeti hakkında kovıdn şeytandan sana sığınırım.” diye dua etti. Hz. Ali \Qİn de duayı tekrar ederek:
“Allah’ın ismi ve bereketiyle gir zevcenin yamna.” buyurdv Fahr-i Kâinat (s.a.v.) Efendimiz evlenecek bir kimseyi tebri ceği zaman:
kayboluver. Öfkesi geçinceye kadar ona görünme, ve kulağını muhafaza et! Kocan sana fena söylerse, diklerini duyma ve sakın mukabelede bulunma! Ona gelme! Daima senden güzel söz işitsin, güler yüz g«r^J Bu suretle sana iyi nazarla baksın.
Damadına da şöyle buyurdu:
‘Ey Ali, Fâtıma’nın hakkına riâyet eyle! Onu hoş tuı, benden bir parçadır. Eğer onu üzersen, beni üzmüş olursı, Her ikisini de Allah’a emanet ederek oradan ayrıldı.
Böylece Hicret’in 2. yılında Bedir Gazâsı’ndan sonra, Zilhj ayında evlenmiş oldular.
Hz. Muhammed (s.a.v.),
“AJi olmasaydı, Fattnıa’ya lâyık bir eş bulunamaz buyurmuşlardır.
Yeni bir bayat başladı. Nurlu bir ocak kuruldu. İki cihan gü Efendimiz’in neslini devam ettirecek bir nur yumağı oluştu. Bu sut evlilikten ''‘Seyyid - Şerif” unvanlarıyla anılan bahtiyar in 1ar dünyaya geldi. Cennet gençlerinin efendileri ve cennet hurîleı hanımefendileriyle nurlu nesil devam etti.
Seyyidler neslinin kaynağı olan bu aile muhabbet dolu sk bir yuva oldu. Orada sevgi, saygı, şefkat, merhamet, hizmet, fiı nezâket re nezâket gibi üstün ahtâkî meziyetler yeşerdi. Acısıyl; lıstyia hayatı
Ali'ye bırakıldı. İç ve dış hizmetleri paylaşma yciniiylc onlar bir bü tünün iki parç^ası hâline gelmişlerdi.
Hz. Fâtıma (r.a.) yerine göre el değirmeninde arpa öfeiitüp ekmek j'aptı. Vemegini pişirip, temizliğini yaptı. Ev işleriyle uğraştı. Değirmeni çevirmekten avuçlarının içi kabardı. Ama yokluktan, yoksulluktan hiç şikâyet etmedi. Zâhidâne bir hayal yaşayıp kinı-SO’C dert yanmadı.
Fahr-i Kâinat (s.a.v.) Efendimiz damadım ve kızını evliliklerinin ilk altı ayında devamlı sabah namazına çıkarken kapılarının önünde tlıımp:
“Ey Muhammed’in ev halkı! Haydi Namaza!” diye çağırmış ve peşintlen;
"Ey Khl-i Beyt! Allah sizden tjliinah kirini gidermek, sizi tertemiz yapmak ister.” mealindeki Ahzâb sûresi 33. âyetini okumuştur.
Bir defasında da sabah namazı dönüşünde damadının evine uğramış ve kızım uykuda bulunca, namazım kılmadı zannederek şöyle se.slenmişti:
“Kızım Fâtıma! Muhammed Mustafa’nın kızıyım diye sakın namazı terk edeyim deme. Beni hak peygamber olarak gönderen Allah’a andolsun ki, beş vakit namazı vakti içinde kılmadıkça cennete giremezsin.”
Hz. Peygamber her işte bir orta yol, bir denge gözetirdi. Sevgisi hiçbir zaman adâletine gölge düşürmemişti.
“Kızım Fâtıma bile yapmış olsa uygularım!” diyerek sosyal statüsü ne olursa olsun insanlar arasında ayrım yapılmasına karşı çıkar, hukukun üstünlüğünü savunurdu. Sevgili kızı ve damadının bı hizmetçiye ihtiyaç duyduklarım söylemeleri üzerine, bn isleklerii den kendilerinden daha yoksul olan “Ehl-i Suffe” adına feragat« melerini talep etmişti.
Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz bir gün kızının hastalandı duydu ve ziyaretine gitti. İmran İbni Husayn da (r.a.) yanında Kapıya varınca tıklattı ve selâm verdi. Hz. Fâtıma (r.a.) derha pıyı açtı ve “Buyurun babacığım!” diyerek içeriye aldı. Sevinci hastalığını unutmuş gibiydi.
Efendimiz, “Kızım yanımda İmrân İbni Husayn var, haşır buyurdu.
ry.. Falıma (r.a.), ■U;ılmcıgım bundan başka öru,r„ | başımj örfsem vücudum açıkta kalıyor." tledi. l ahr-i k-”*' t 1 l.fendimiz, "Örtüyü düz olarak deftil, değirmi köşeli ol
Sonra İmran İbni Husayn da içeri alındı. O da ‘w dileğinde bulundu, dua ederek izin istedi.
Hz. Fâtıma (r.n.) böylesino yoksul ve fakirlik içerisi^, yat sürdü.
Ilz. Falıma (r.n.) bamileydi. Ekmek pişirirken tandır,^ kanuna değiyordu. Bu yüzden Allalı Resülü’ne (s.a.v.) dişine bir hizmetçi tahsis etmesini istedi. Bunun üzerine ber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Ehl-i Suffc açlıktan iki büklüm olduğu hâlde, ,sn„. bir şey veremem. Ancak bundan daha hayırlısını .s^n- A tereyim mi? Akşam yatmak için yatağına kere SııbhanaJJah”, “33 İtere Elhamdülillah”, “33 lahu Ekber” de”®^
Hz. Fatıma'nm mustarip olduğu konu hakkında bazı kay^ larda değişik mevzular vardır. Bunlardan biri de, “El değinne^j*'' un öğütmekten usanan Patıma ile kuyudan su çekip taşımakta,,'^ rulduğunu söyleyen Ali bu hususlarda Hz. Peygamber’den yardı temeye karar verdiler. Hz. Patıma Medine’ye bir savaş esirinin ğini duyunca babasına giderek O’ndan kendisine istanbul şişli günlük kiralık daire ev işlerinde yard,, edecek bir hizmetçi talep etti. Resûlııllah da esiri, mescidde kalkan fakir Müslümanların ihtiyaçlarını karşılamak üzere sataç ğını, bu sebeple kendisine bir hizmetçi veremeyeceğini, buna kar ilk yatağa girdiği vakit yukarıdaki tesbihatı yapmalarını tavsiye miştir.” şeklindedir.'’®
Hz. Ali (r.a.) ile Hz. Fâtıma (r.a.) arasında kurulan evlilik \j mete ibretler dolu örnek bir yuva oldu. Karı ile koca arasındaki se saygı, samimiyet, hizmet ve güzel geçime en iyi örnek bir >mva. yuvanın fertlerinden birisi üzgün olsa diğeri onun üzüntüsünü dermek için gayret eder ve evdeki eksikleri görmezden gelerek ı samaha ile karşılardı. Müşterek hizmet ve sohbet zeminleri olu rularak birbirlerini dinler ve dertleşirlerdi. Fakat beşer olarak ki ^argınlıklar da olmaz değildi.
|T' Müslim, .Sahih, Kilabil’l-Zikir, 80.
Kandeınir, Hz. Patıma, Türkiye üiy. Vakti YAY.
I'bıı Türnb i.sıniniiı verilnıo.si
Uirsi'” Ekreııı (s.a.v.) lil'fiıdimi/. kızını ziyareti' nilıniijli.
parn.ıdını evtlo göıx'moyince kızına. “Amcanın ofcUı noreclc?” diye sord“- l'iitımıı da şöyle cevap verdi;
- Aramızda ufak bir şev geı;ti. O sebeple çıkıp gıUi.
Bunun üzerine İki Cilian (jüneşi Efendimiz dışarı çıktı ve Sciil Ibni Sa’da (ra.) şöyle buyurdu;
- Va Sehl, git Ali'ye bak. Nerede ise bana liaber ver.
Selıl doğru mescide koştu. Mz. Ali'nin orada uyumakta olduğunu gördü. Dönül) geldi. Mescidde yattığı hallerini verince Efendimiz kalktı ve mescide gitti. Hz. Ali toprak üzerine uzanmış uyuya kalmıştı. Rahmet Peygamberi Efendimiz damadını bu vaziyette gö-riınce mübarek elleriyle yüzündeki tozları sildi. Üstü başı toprak olduğu için. “Ey Eibû Tûrâb, kalk!” diye seslendi. İki cihan güneşi Efendimiz in sesini duyan Hz. Ali derhâl ayağa kalktı. Üstü başı toz toprak içinde kalmıştı. Fahı -i Kâinat (s.a.v.) Efendimiz elbisesini temizlemeye 3’ardım elti ve elinden tutarak evine götürdü.»'*
Ne engin merhamet!.. Ne derin şefkat!.. Ne yüce muhabbet!.. Allah’ım bizlere de bu üstün ahlâktan hisseler nasib et!.. Âmin.