istanbul şişli günlük kiralık daire ve islam savasları23
sizlee en güzel bilgileri yazan istanbul şişli günlük kiralık daire diyorki e-sen tatlı Müşire rüzgârının çıkardığı hoş ses dinleyenleri \ durdurdu. Cennet kuşlan da nağmeye başladılar. Rüzgâr hcr ’^ ağaçlardan orada toplanan melekler üzerine kafurlar, mi.si^ı herler gibi güzel ve hoş kokular yayıldı. Şânı yüce olan Ccnaj,'^ Teâlâ, Cennet kuşlarına nağmeler söyleyip, ötmeleri içinBu emir üzerine Cennet kuşlan nağmeler söyleyip ötüştülç^ netteki huri kızları da etraflarında çember olup raks ettiler, ağaçlarından o huri kızlarının üstlerine çeşitli mücevherler, ler saçılıp döküldü.Bundan sonra da Yüce Allah sena edip, şöyle buyurdu; “Ben, kadınların efendisi olan Fatıma’yı, Ebu Talip oğlu nikahlayacağım!”Bunlardan sonra Cenab-ı Hak sizin cemâlinizi de arz buyu^^J^, Cenab-ı Hak, bana:
“Ya Cebrail, sen Ali'nin vekili ol, ben de Fatınia’nm vekili olaı Ey melekler siz de şahit olun, Fatıma’yı Ali’ye verdim. Ya Cebrail de vekâleten kabul et.” Buyurdu. Orada nikâh oldu. Ya Resûlı sana da ashabını toplayıp nikâh yapman emrolundu.
Bunun üzerine Resûlullab (s.a.v.) bir kez daha secdeye kaj ve Ashab-ı Kiram'ın toplanmasını emrettikten sonra Cebrail’ nerek şöyle buyurdu:
“Ya Cebrail, kızım benim hatırımı kırmaz. Bu Cennet elbise de dünyada giymeye değmez. I3unları tekrar cennete götür.
Cebrail (as) Cenah-ı Hakk’ın bir enirini daha tebliğ etti k şuydu:
•r_ Hz. Alî'nin yorîııo lıiv Kintso ^A'îtîl olmuNin, niKîîî\t«
' hizzul kcı««llm buluımcaftım.
Haber Hz. f-'atınıa'ya ulnîjtıj^ında lu-ınou kabul etmedi. Zira onvm birRa)x-si Nurdı. O da kıyamet güıui mümin kadınların günabkârlarma şefaatçi olmak. Cibril (as) Allah'ın huzuruna vardı ve hemen
\ Killide bir ipek vardı, onu Rc.siilııllah’a verdi. İpeğin üzerinde nur-^ dan şöyle yazıyordu:
“Kendisinden ba-şka ilnit olmayan, nimeti ber îjcyi kap-t .sayan, yiiee olan ulu Allah, Muhammed’in kızı Fatıma’yu nıilıir olarak ümmetin asilerine şefaat kıldı.'”
1Böylecc Fatıma'nın milinin kadınlara şefaatinin kabul edildiğini
^ biklirdi. Falıma annemiz böylccc bu nikâha razı oldu.
Böylece hem nikâh meselesi halledilmiş hem do Cennet’ten gön-I derilen eşyalar Cennete iade edilmişti.-''' İŞTE O MANEVİ NUR ' SİI.SİLESİ BÖVLE BİR NİKÂHIN ESERİDİR.
Enes (r.a.) rivayet ediyor:
Bir gün Allah Resûlü istirahat ederlerken birdenbire hâlleri değişti. Daha önce de gelen vahiy ve ilhamlara şahit olduğum için bu ânın da o anlardan biri olduğunu hisederek sükûnet içinde bekledim. Allah’ın Resûlü (s.a.v.) tabiî hâllerine dönünce bana:
“Ya Enes! Allah'tan, Fatuna’yı Ali’ye vermem emredildi'.’’ buyurdu. Bana bazı sahabileri çağırmamı emretti. Sahabiler gelince Cenab-\ Resul bir müddet sonra bu nikâhı ilân edecekti.
Evliliği ile ilgili olarak Hz. Ali’nin (r.a.) kendisi şöyle anlatır.
“Hz. Ebubekir (r.a.) bir gün bana şöyle dedi;
-Ey Ali! Fatıma’nın Resûlullah’tan (s.a.v.) istendiğini biliyor musun?”
-Bilmiyorum.
-Ey Ali! Resûlullah’a gidip Fâtıma’yı sana nikâhlamasmı iste mekten seni alıkoyan
nedir?
-Yanımda birikimim yok.
-Resûlullah’a gidersen, muhakkak sana Fâtıma’yı nikâVvlarV “Ben ise bu konuyu açmak için Resûlullah’ın (s.a.v.) \mzui
çıkmaktan
34Mevahibu ledünniye- Kara Davut 2/490-91
35Dört Halil'e Devri, Bedir yay
Ke.sû/uKairt.ın bir ılc sen iste!" diye te^v (r.a.) \e Sa'd ibni Mu'az fr.aj, bu luısusla çekinerek, sıkılanık da olsa Kesûlullaba (s.a.v.) hj üzere evden çıktın»
Resül-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz’i, Ümmii Selonu. zin evinde buldum. Kapıyı çaldım ve selâm verdim
bulduk. Hayatımın sermayesi sensin. Nice zamandır cjj söyleyemedim.
Ben bu şekilde söze başlayınca bana tebessüm etti veba
-Herhalde Fâtıma'yı istemeye geldin.
-Evet!
-Fâtıma’ya mehir olarak verebileceğin neyin var?
-Bir kılıcım, bir devem bir de küçük zırhım var.
- Kılıcın sana lâzımdır, deven bineğindir; zırhını satya Teâlâ kendi katında Fâtıma’yı sana nikahladı. Senden önce
gelip bana bu hâli haber verdi.”
(Hz. Fatıma ölüm ânına kadar bu fermanı (ipeği) yanında ve “Ölünce o ipeği kefenime koyun!” diye vasiyet etti).
Peygamber efendimiz (s.a.v.) kızı Fatıma ile bu konuyvı görü^ konuştu ve ona makûl bir lisanla ona şöyle dedi:
“Ey Fatıma, herkesten önce İslâm’ı kabul eden ve bütün inanların en bilgini olan birisiyle evlendirmem seni hoşnut etın^ mi? Gerçekten sen benim ümmetimin kadınlarının en üstünüsbı nasıl ki Meryem kendi kavminde üstünlük kazandı. Ey Fatıma, a lah yeryüzü halkına nazar eyledi ve onlardan iki kişiyi seçti. Buı lardan birinin senin baban ve diğerinin de senin kocan olmasına s vinmiyor musun?”
Muttaki, bu hadisi Hakim, Taberanî ve Hatib’in de rivayet etti ierini kaydetmiştir.
İffet abidesi Fatımatii-z Zehra validemiz biraz mahcup, biraz şt J<in rıza gösterdiğini belirtti.
j}/ Ali (r.n.), Rfsûlulliilı'm (s.ühu/ıınMKl;m «.m-t nc^^cli bir •Kildt çıkıp mescide vardı. Pekinden lifeııdimi/ teşri/ cfti ve «ilale ^^nclerck. Mıdıâcır ve Knsar’ı toplamasını söyledi Aslıâb-ı Kiram ,'nescidde toplanınca Palır-i Kâinat (s a.v.) minbere çıktı ve kısa ve ol bir lıitalıede bulundu:
•Mamd olsun Allaha ki, venli^i nimetlerle övülen O'dıır! Kııv-yct vc kudretinden dolayı kendisine ibadet edilen O’durî Mülk ve saltanatından dolayı kendisine boyun edilen O’dıır! Azabından korkulan, yanındaki nimetleri umulan O’dıır! Yerde vc fiöklcrde hük-ınünıi yürüten O’dıır! Kudretiyle balkı yaratan, hikmetiyle mümtaz kılan ve izzetiyle sağlamlaştıran O’dıır! Gönderdiği dini ve Peygamberi Mııhammed’le balkı şereflendiren O’dur! Yüce Allah, karşılıklı hısımlıklarla neseblcri birbirine katmayı emir buyurmuş ve bununla günahları ortadan kaldırmıştır.
f*îy MtLsIünıanlur! Yüce AJIah FâtınıaVı Ali’ye nikâhlmnaım bana emir buyurdu.
(Deylemi- C.Sağır 2/461 Taberani Kebir’inden)
Sizler şahit olunuz, Fatıma’yı 400 miskâl gümüş mehirle Ali’ye nikahladım.
Sonra Hz. Ali (r.a.) kalktı ve söze Hak Teâlâ’ya hamd ederek başladı. Peşinden, “Resûlullah, kızı Fâtıma’yı bana nikahladı. Onun mehri benim küçük zırh gömleğimdir. Ben buna razı oldum, sizler de bu akde şahid olun!” dedi.
Ashâb-ı Kiram bu hayırlı işe çok sevindi.
Cümlesi ayrı ayrı Hz. Ali’yi tebrik etti. Sonra Resûl-i Ekrem (s.a.v.), Ali’nin evine geldi ve “Ya Ali! Var git küçük zırh gömleğini sat, parasını bana getir.” buyurdu.
Hz. Ali (r.a.) zırhını alıp çarşıya çıktı. Yolda Hz. Osman (r.a.) ile karşılaştı. Zırhını satacağını söyleyince Hz. Osman istediği bedeli yani 480 dirhemi verdi ve zırhı satın aldı. Sonra ona, “Ya Ali! Bu zırha sen benden daha lâyıksın. Lütfen hediyem olarak kabul eyle!’ diyerek zırhı geri verdi. Hz. Ali (r.a.), bu muhabbet ve hedr yeye çok sevindi. Zırh gömleğini ve parayı alarak İki Cihan Güne Efendimiz’e getirdi. İki seçkin ashabının karşılıklı muhabbetind ve yardımlaşmasından pek memnun kalan Efendimiz Hz. Osma dua etti. Onun nazik davranışını takdir etti.
Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.), o paradan bir miktarını Bilâl’e verdi. Bununla çarşıdan koku almasını tembih etti. D için gerekli zarurî ihtiyaçları, çeyizleri almak üzere bir miktar
aldı \c Uz. Ebû Uekire (r.aj uzattı. Paıanın kal-minJerin annesi Ümmü Seleme'yc Cr.a.) emanet ok ' *'"% Ebıı üekir Cr.a.). SeJman vc Bilâl yardımeılan ile
kıp çeyizlik eş>aları ve diğer ihtiyarları temin etiii.
2adet Yemen işi, üzerleri gümüşle işlenmiş elbise,
2 adet el değirmeni, t meşin su bardağı,
2 adet çanak çömlek,
1 adet hurma yaprağından örülmüş sedir.
2-Kurtuluş yoluna koyulan öğrenci.
3-Bu ikisi dışında kalıp her çığırtkanın peşine takılan, her rüzgâra göre yön değiştiren mide düşkünü gruptur. Oysa ilim dan daha üstündür. Çünkü ilim seni koruduğu hâlde malını se ruyamazsın. İlim harcandıkça arınarak gelişir, oysa mal harcan tükenir. Âlimler dünya durdukça yaşarlar. Gerçi vücutları yol
ama hatıraları kalplerde yaşamaya devam eder.^^
36Ebulleys Semerkandi. Faziletler Kitabı, 300.
I^lo lly:. Ali o ilmin kup gnıııı çok i> i biliyordıı
idi. Oiiııvu malının ııe <k-mek okUı-
Fâtımu vfılidomizin hu çeyiz eşyası, llazrot-i Ali'nin evine indirilip iççri alınırken, ılıırunuı seyreden Allah'ın Resfılü, bunu onların çok göreceklerini, fazla bulacaklarım düşünmıiş, ellerini kaldırıp. istanbul şişli günlük kiralık daire pırıl pırıl gözyaşı ılökerek şöyle dua etmişti:
- V.'i Rab! Senin sevınediftin israftan çekinen bu insanlara bu eşyayı hayırlı eyle!"
İşte cennet lıanıınlarının seyyidesi oldufeu hadislerle .sabit olan Fâtıma validemizin cihazı bıı idi.
O, bunlarla mutlu oldu. Bu eşyalarla ömrünü tamamladı. Bun-larlii huzur bulup rahat etti.
Günümüzde nice ana-babalar, nice kız ve gençler vardır ki, çeyiz için karşı tarafı ka.sıp kavttrur, soyup soğana çevirir; huzuru, saadeti birtakım mobilyada, kollukta, ev eşyasında ve sandık içinde ararlar. Hâlbuki bunların hiçbiri huzurun tek şartı, esas unsuru olamazlar. Saadet birtakım odun parçası, çaput yükü ile vücut bulmaz.
Evlilikte, huzurun ilk şartı, ana unsuru, fikirde birlik, değer ö\-çiilerinde ortaklık, hayat anlayışında müşterekliktedir. Dinî ölçülere, fslâınî kaidelere olan bağlılıktadır. Çevrenin kötü telkinine boyun eğmeyecek şahsiyete sahip olmaktadır. Bu şuura mâlik olan taraflar, bu iman ve iz’an birliğine sahip bulunan akraba ve karı-kocalar, ayaklarını yorganlarına göre uzatırlar, ne iyiden iyiye temel ihtiyaçlarını iptal ederler, ne de işi çığırından çıkartıp da karşı tarafı yıkmaya yönelir, ihtiyaç dışı isteklerde ısrar ederler. Belki zararlı arzularını durdurur, fuzuli isteklerini terk eder, gönüllerdeki birliği, sevgi ve muhabbeti en büyük çeyiz olarak görürler.
Zaman su gibi akıp gidiyor, günler bir bir geçiyordu. Hz. Fâtımanu (r.a.) çeyizleri alınmıştı. Düğün hazırlıkları tamamlanmış fakat gün belirlenmemişti.
Oysaki Hz, Fâtıma ile Hz. Ali (r.a.), Resûl-t Ekrem Efendimi: Medine’ye teşriflerinden 5 ay sonra Recep ayında nikâblanmışla Gazve dönüşü Zilhicce ayının lo’u ilk kurban bayramı, bay namazı kılınmış, kurbanlar kesilmiş ve böylece kurban müt sesi kurulmuş, Müslümanlar için şekliyle biçimiyle de İslâm’ mel kaideleri içindeki yerini almıştı. İşte onların düğünü bu Zi ayında yapıldı.
Bu iş İçin hana biraz müsaade edin. Ben si/.f yardin Meseleyi önce Resıllullah zevcelerine a^ar ve bir cevap > 'S şınm. di.verek onları geri döndürdü.