şişli günlük kiralık daire ve insan felsefeleri12

şişli günlük kiralık daire ve insan felsefeleri12 

evet arkadaslar szilere en güzel yazıları yazan şişli günlük kiralık daire diyorki Sıfr-ül-emsâl’in (Süleymâmn meselleri) otuzuncu bâbmdadaiıj lanılmışdır, derler. İşâyâ kitâbının İkola, Thedüsyen ve Semi(, ismli kimseler tarafından Yunancaya yapılan üç adet tercemesi,! de bu lafz (genç kadın) olarak açıklanmışdır. Bu tercemeler,it ristiyan papazlarına göre, çok eski olup, birincisinin 129, ikincis, nin 175, üçüncüsünün 200 senelerinde terceme edildiği rivâjf edilmişdir. Bu tercemelerin hepsi, bilhassa TTıedüsyen terceme-eski hıristiyanlara göre çok mu’teberdir. Böyle olunca, yehût âlimleri ile bu üç mütercimin tefsirlerinin beyânlanna göre. Ma! tamn sözünün yanlışhğı meydândadır. Protestan papariannc<

meşhûr ve mu’teber olan Fery, ibrâni lügatini anlatdığı kitâbmdı___
bu lafzın ya’nî (Azrâ) kelimesinin, (genç kadın) ma nâsına geld ğini beyân etmişdir. Bu açıklamaya göre; bu lafz t’u sında müşterekdir, demekdedirler. Ancak ehl-i lisân ya nı yeni diler, papazlann bu tefsirine karşı: birinci olarak; Mattamn söze nün doğru olmadığım, ikinci olarak; yehûdi tefsirlerinin ^ski t®‘ cemelerine muhâlif olarak, bu lafzı hâssaten (Azrâ) > a nîbakiic kadın ma’nâsına atf etmek için delil lâzım olduğunu beyân etm^ lerdir. (Mîzân-ül hak) kitâbını yazan papaz, (Hall-ül eşkal) ismin deki kitâbındabu kelimenin ma’nâsı. mutlaka Azrâdır, demesi ds yanlışdır, hatâdır. Bunun reddi için, yukarıda, zikr etdiğimiz iki delil kâfidir.
İkinci olarak: Mattanın birinci bâbının, yirminci âyetinde diyoı ki, (Rabbin meleği, rü’yâda Ona görünüp, ey Yûsüf, Meryemi zev çeliğe kabûl etmeğe korkma! Zîrâ Onun Rûh-ul kudsden bir oğh olacak. Ona Isâ ismini koy, dedi.) Yirmidördüncü ve yirmibeşinc âyetlerinde ise, (Yûsüf uyanınca meleğin dediği gibi yapdı ve çocu ğun ismini Isâ koydu) demekdedir.
Lukanın'birinci bâbında ise, Cebrâîl aleyhisselâmı ya’nî meleğ görenin bizzât hazret-i Meryem olduğu bildirilmekdedir. Bu bâbn otuzbirinci âyetinde meleğin hazret-i Mery'eme, (Sen yakında hâ mile olup bir oğlan dünyâya getireceksin, ismini îsâ koyacaksın dediği bildirilmekdedir.
Mattada meleğin Yûsüfe rü’yâda, Lukada ise meleğin hazret-Meryeme bizzât göründugu yazılıdır.
Aynca, Matta İncilinin birinci bâbmın yirmi üçüncü âyetinde, (İşte kız hâmile kalacak ve bir oğlu olacak ve Onun adını Emanu-el koyacaklar) diye yazılıdır. Bu, Kitâb-ı İşâyâmn yedinci bâbınm ondördüncü âyetidir. Bu da yanlışdır. Çünki îsâ aleyhisselâm kendi isminin Emanuel olduğunu hiç söylememişdir.
Üçüncü olarak: îsâ aleyhisselâmın bu söz ile, ya’nî Emanuel diye ismlendirilmesine aşağıdaki kıssa da mâni’dir. Şöyle ki: Aram pâdişâhı Râsîn ve İsrâîl pâdişâhı Fâkâh orduları ile birlikde Yehû-zâ pâdişâhı olan Ahâz bin Yûsân ile harb etmek için Kudüse gel-dilderinde: Âhâz bunlann ittifâkından çok korkdu. Cenâb-ı Hak, Âhâza teselli vermek için, İŞÂYÂ aleyhisselâma vahy etdi. O da, (Ey Ahâz korkma. Bunlar seni yenemezler. Yakında bunlann saltanatları yıkılıp, yok olacakdır) diye Âhâza müjde verdi. Buna alâmet olmak üzere (bir genç kadın hâmile olup, bir oğlu olacak ve bu çocuk iyi ile kötüyü fark etmezden evvel, bu iki melikin mülkleri harâb olacakdır) diyerek Râsîn ile Fâkâhm mülklerinin yok olaca-ğmı beyân etdi. Fâkâhm mülkünün harâb olması bu haberden tam yirmibir sene sonra oldu. O hâlde bu çocuk Fâkâhm mülkünün harâb olmasmdan önce doğmuş olmalıdır. Hâlbuki hazret-i îsânın dünyâya gelişleri, Fâkâhm ülkesinin yok olmasmdan yediyüz yirmibir sene sonra olmuşdur. Bunun üzerine bu haberin doğruluğunda ehl-i kitâb ihtilâf etmişdir. Ba’zı hıristiyan papazlar ve târih doktoru Bens [dr. George Benson, Ar: Bilsen], İşâyâ aleyhisselâ-mın genç bir kadın demesi ile kendi zevcesini kasd ederek, hâdiseyi ona göre anlatmış olduğunu beyân etmişlerdir. Bu, kabûle lâyık ve akla en uygun olanıdır.
6 — Matta İncilinin ikinci bâbında Yûsüf-ü Neccânn, Hirode-sin korkusundan hazret-i Meryemi ve îsâ aleyhisselâmı alarak. Mısra gitdiği bildirilmekdedir. Yine ikinci bâbınm onbeşinci âyeti ise, (Hirodesin ölümüne kadar orada kaldı. Tâ ki. Peygamber vâsıtası ile söylenilen “Oğlumu Mısrdan çağırdım” diye Rabbin sözü yerine gelsin) şeklindedir. Burada Peygamberden murâd hazret-i Yûşa’dır. Mattayı yazan İncil sâhibi, burada Ahd-i Atî-kin Yûşa’ (Hoşea) kitâbmm onbirinci bâbmdan birinci âyete işâ-ret etmişdir. Bu da yanlışdır. Çünki, bu âyetin îsâ aleyhisselâm ile bir münâsebeti yokdur. Âyetin aslı 1226 [m. 1811] yılmda basılan arabî tercemesinde yazılı olduğu gibi, (Ben, İsrâîli çocukluğundan beri sevdim ve onun evlâdını Mısrdan da’vet etdim)dir. Bu âyet, hazret-i Mûsâ zemânmda Benî İsrâîle, Allahü teâlânm ihsâmnı gösterir. Matta İncîlini yazan, Ahd-i atîkin bu âyetini tahrîf ederek, cem’ sigası olan (evlâdı) çocukları kelimesi yerine, (ibn) oğul kelimesini getirmiş ve gâib zamîri yerine mütekelli
zamiri kullanmışdır. Buna uyarak 1260 f edilen arabf nüshanın mütercimi [de kasdlVÎjiİ^I^^ muşdur. [Ma’nâyı kökünden değişdirmişdir ] Felif sonraki âvetler okunacak olursa hu bu?,,
fe rü’yâda görünüp, kalk, annesi ile çocuğunu alıp, Isrâfl diyât git dedi. O dahî ikisi ile birlikde, gelip Celîle semtine gitdi veh-
İl. U dahi ikisi ile birlikde, gelip istanbul şişli günlük kiralık ev ı^euıe seını.jL.^|. ralı ismi verileceğine dâir, Peygamberlerin sözü yerine gelsin dn Nâsıra denilen kasabaya gelip, orada oturdu) demekdedir. Bu4 vnniıcH,r x>a__ı.=Lîuı---------hir hirinde. bövle bİTsj
in aşıra denilen kasabaya gelip, orada oturau; ueıncı^ucuu. uu« yanlışdır. Peygamberlerin kitâblanmn hiç birinde, böyle bir ^ yokdur. Yehûdfler bu sözü yalan ve iftira diyerek inkar ederle:
yokdur. Yehûdfler bu sözü yalan ve iftira aıyercK lUKdi cucik, [Hattâ yehûdfler, Nâsıra şöyle dursun, Celîle ilçesinden bilebi: Peygamber çıkmadı inancındadırlar. Yuhannâmn yedinci bâbuı elliikinci âyetinde de açıkça bildirilmişdir ki, (Cevâb verip ona de diler: Yoksa sen de mi Celfleden (Galîleden)sin? Ara ve bak t Galîleden hiç Peygamber çıkmamışdır) şeklindedir. Yuhannânıt bu âyeti, Mattanm, yukanda zikr etdiğimiz âyetini tekzîb etmekde dir.] Protestan papazlann bu husûsda dahâ ziyâde malûmâtlanva ise, beyân etmelidirler.
- Mattanm dördüncü bâbının başında yazılı olduğu gibi; şe; ^leyhisselâmı imtihân etmek ister. Rûh tarafından çöle g< türülür. Kırk gün kırk gece oruç tutdukdan sonra acıkır. Dahâ soı ra şeytan Isa aleyhisselâmı mukaddes şehre götürüp ma’bedi kubbesi üzerine çıkarır. (Eğer Allahın oğlu isen kendini asağn at! o meleklerine emr edecek, seni elleri üzerinde tasıyacakfard dedi. Isâ, şeytâna (Rab tecrübe
Markosun birinci bâbınm onikinci ve dahâ sonraki âyetlerinde, (Rûh, îsâyı çöle sevk etdi ve şeytân tarafından imtihân olunarak kırk gün çölde kaldı. Vahşî hayvanlarla berâber idi. Melekler de Ona hizmet ediyorlardı) demekdedir. Burada, şeytânın imtihân şekli ve kırk gün kırk gece oruç tutduğuna dâir bir söz yok-dur.
9— Mattanın yirmialtıncı bâbınm altıncı ve yedinci âyetlerinde, (îsâ, Beytanyada cüzzamlı Sem’ûnun evinde bulunup, sofrada oturur iken, bir kadın, beyâz mermer bir kap içinde, pek kıymetli, bir yağ ile geldi. Onun başı üzerine dökdü) demekdedir.
Markosun ondördüncü bâbınm üçüncü âyetinde, (îsâ, Beytanyada cüzzamlı Sem'ûnun evinde oturur iken, bir kadın beyâz mermer bir kabda çok pahalı hâlis nardin yağı ile geldi. Kabı kırıp, onun başı üzerine dökdü) demekdedir.
Luka İncilinin yedinci bâbınm otuzaltı ve dahâ sonraki âyetlerinde yazıldığına göre, (Ferîsîlerden biri, berâber yemek yimek için îsâya ricâ etdi. O da Ferîsînin evine girdi ve sofraya oturdu. O şehrde bulunan günâhkâr bir kadın Ferisinin evinde hazret-i îsânm sofrada oturduğunu haber alınca, ak mermer bir kab içinde kıymetli bir yağ getirdi ve ayaklarının yanında, arkasında durup, ağİı-yarak ayaklarını göz yaşı ile ıslatmağa başladı. Kendi saçıyla silerek ayaklanm öpüp, yağı ayaklarına sürdü... îsâ bunun üzerine onun günâhlarını afv etdi) demekdedir.
Yuhannâ İncilinin onikinci bâbında ise, bu keyfiyyet şöyle ya-zılıdu; (îsâ, Fısıhdan altı gün evvel Beytanyaya geldi. îsânın “aley-hisselâm” ölülerden kaldırdığı Lazarus orada idi. Orada îsâya zi-yâfet verdiler, Lazarusun kız kardeşi Meryem bir litre, çok kıymetli hâlis nardin yağı ahp, îsânın ayaklarına sürdü. Dahâ sonra saçı ile ayaklarını sUdi.) [Görülüyor ki, bir vak’ayı dört İncil birbirlerinden farklı olarak yazmakdadırlar.]
10— Yuhannânın birinci bâbınm ondokuz, yirmi ve yirmibirin-ci âyetlerinde diyor ki, (Yehûdîler, Yahyâya sen kimsin diye kendisine sormak için kâhinlerle haber gönderdikleri zemân, Yahyâ, ben Mesih değilim dedi. Öyle ise sen kimsin, İlyâ mısın? dediklerinde, Yahyâ, İlyâ ben değilim dedi.)
Matta İneîlinin onbirinci bâbınm ondördüncü âyetinde ise, îsâ aleyhisselâm, Yahyâ için halka hitâben: (Eğer onu kabûl etmek isterseniz, gelecek İlyâ odur) dedi. Yine Mattanın onyedinci bâbı-nm on, onbir, oniki ve onüçüncü âyetlerinde, (Hazret-i îsâya şâ-kirdleri sorup dediler; Öyle ise, niçin, yazıcılar: Önce İlyâ gelmelidir diyorlar? îsâ aleyhisselâm cevâbında onlara; Evet, İlyâ ge-
lip, her şeyi yeniden tanzûn eder. Fekat, ben size derim ki-fi ten gelmişdir. Fekat onu tanımadıJar. Ona, her iştedilderin' 1ar. Aynı şeklde böylece insanoğlu da onlardan elem çeke5 Şâkirdler, îsânm bu sözü kendilerine vaftizci Yahya için söyi ’ ni, o zemân anladılar) demekdedir. İşte şu son ibareden anJa^İ Yahya va’d edilen, beklenilen İiyâdır. Yuhannâ ve Matta İncin' ne göre, Yahya aleyhisselâm ile îsâ aleyhisselâmın sözleri ne zıd ohnakdadır. [Çünki, Yuhannâ İncilinde, Yahya aleyhij lâm kendisinin İlyâ olmadığını bildirmişdir. Yehûdîlerin, îsâaij hisselâmı kabûl etmeme sebeblerinden biri de Ondan önce İlyâ, gelmesini beklemeleridir. Buradaki zıdlık güneş gibi meydân.; dır.]
n — Luka İncîhnin birinci babında Zekeriyyâ aleyhisselân hazret-i Yahyâyı müjdeleyen melek, Yahyânın vasflannı be}, ederken, onyedinci âyetinde, (Sana verilecek oğul, İiyânm hikn, ve fcızîieti ile ve Onun rûhunda olarak, babalarının kaJblerim oğ. lara ve âsileri, sâlihlerin ilmine döndürmek için Benî İsrail ön^, yriirüyecekdtr) demişdtr. Bu âyet yukarda bildirdiğimiz Matta âyt lerine muhâlifdir. Çünki, Yahyânın kendisinin hem İlyâ olma; hem de îiyânın hikmet ve fazfleti ile muttasıf olması mümkini ğUdir.
12— Lukanm dördüncü bâbının yirmidört, yırmibeş ve yim altıncı âyetlerinde, (îsâ dedi ki: Gerçekden size derim ki, Dyanr günlerinde semâ üç yü altı ay kapanıp, bütün yerymzünde^ büyü kıtlık olduğu zemân, İsrâüde çok dul kadm vardı. Fekat İlyâ onla; dan hiç birine gönderilmedi. Yalnız Sayda diyârmda, Sarepdayad bir dul kadına gönderildi) demekdedir. Bu ahvâl Yahyâ “aleyhin selâm” zemânmda olmadığından, Matta rivâyetine muhâlifliği, ad hğı ortadadır. [Çünki, Matta Încîlmde Yahyâ aleyhisselâmın isi aleyhisselâm ile aynı zemânda yaşadığı ve Onun İlyâ olduğu bildi rilmekdedir. Hâlbuki Luka İncilinde bildirilen semâmn üç yıl ali ay kapalı kalması, îsâ aleyhisselâm ve İlyâ diye bildirilen vaftizi Yahyâ zemânmda olmamışdır.j
13— Lukanm dokuzuncu bâbının elliüç ve ellidördüncü âye lerinde, (îsâ, Orşüime (Kudüs) gelirken, Sâmiriyyeliler îsâyı k bûl etmediler. Şâkirdlerinden Ya’kûb ile Yuhannâ bunu görü) ce îsâya hitâb ederek. Yâ Rab, ister misin [tiyânın yapdığı git gökden ateş insin ve onları helâk etsin diye emr edelim dedile demekdedir. Buradan da anlaşılıyor ki. îsâ aleyhisselâmın hav rıleri dahî, İiyânm kendilerinden cHhâ
14— Matta İncilinin yirmibirinci bâbının birinci, ikinci ve üçüncü âyetlerinde, îsâ aleyhisselâmm oradaki bir köye, iki şâkir-dini göndererek, bağlı bir merkeb ile yanında olan sıpasını getirmelerini emr etdiği yazılıdır. Diğer İndiler, merkebi söylemeyip, sâdece bir sıpa getirmesini emr etdiğini yazmakdadırlar.
15— Markosun birinci bâbının altıncı âyetinde: Yahyânın, çekirge ve yaban balı yidiğini yazmakdadır. Matta ise, onbirinci bâ-bmın onsekizinci âyetinde, Yahyânın yimediğini ve içmediğini yaz-makdadır. [Söyledikleri birbirine tam tersdir.]
16— Mattanın üçüncü bâbının ondört ve onbeşinci âyetlerinde diyor ki, (îsâ, Celîleden Erdene, Yahyânın yanına, vaftiz olunmak için gelince, Yahyâ: Ben senin tarafından vaftiz olunmağa muhtâ-am. Sen bana mı geliyorsun? diyerek, îsâyı men etdi. Fekat, îsâ ona cevâb verip: Bırak şimdi. Çünki, her salâhı böylece yerine getirmek, bize lâzmıdır dedi. istanbul şişli günlük kiralık ev O zemân Yahyâ onu bırakdı. Sonra Isâ, Yahyâdan vaftiz olunarak sudan çıkdı. Ve ona semâvât açıldı. Allahın rûhunun güvercin gibi inip üzerine geldiğini gördü. Ve sevgili oğlum işte budur. Ondan râzıyım. sesi işitildi) demekdedir. Yine Mattanın onbirinci bâbının ikinci ve üçüncü âyetlerinde: (Yahyâ zindanda iken. Mesîhin mu’cize olan işlerini işitip, şâkirdlerini gönderip Ona [îsâya], o gelecek olan zât [Mesih] sen misin, yoksa başkasını mı bekliyelim? dedi)
Yahyâ aleyhisselâm zindandan çıkmayıp, orada kati edildi. Yahyânm “aleyhisselâm”, îsâ aleyhisselâmı vaftiz etmesi zindana giraıesinden önce olmuşdu. Mattaya göre Yahyâ aleyhisselâm, îsâ aleyhisselâmı vaftizden önce biliyordu. [Yukanda zikr etdiğimiz üçüncü bâbm onüç, ondört ve onbeşinci âyetlerinde, Yahyâ aJey-hisselâra, îsâ aleyhisselâmm kendisini vaftiz etmesini isteyerek. (Senin tarafından vaftiz olmağa muhtâcım) demişdi. Fekat onbirinci bâbda ise, Yahyâ aleyhisselâm zindânda iken. îsâ aleyhisselâ-mın Mesih olduğunu bilmezdi diyerek, (Kim olduğunu öğrenmeleri için, şâkirdlerini gönderdiği) bildirilmekdedir. Hâlbuki Yahyâ aleyhisselâm bu zindândan çıkamayıp, Hirodes tarafından şehid edildi. Matta bunu, ondördüncü bâbda kendisi de zikr etmekdedir. Buna göre, üçüncü bâbdaki âyetler ile onbirinci bâbdaki bu husûs-daki âyetler birbirini yalanlanıakdadır.j
17— Yuhannâ İncilinde ise bu bahs, temâmen başka bir şekl-de anlatılmışdır. Birinci bâbm oluzikinci ve otuzüçüncü âyetlerinde, (Yahyâ şehâdet edip dedi ki: Ben rûhun semâdan, güvercin gibi indiğini gördüm. Rûh Onun, [îsânm] üzerinde kaldı. Ben onu bilmezdim. Fekat, su ile başkalarını vaftiz etmek için beni gönde-
şişli günlük kiralık daire yazdı ve sundu..