şişli günlük kiralık daire ve insan felsefeleri88
sizlere en güzel bilgileri yazan şişli günlük kiralık daire çok çalıstı ve şişli günlük kiralık daire diyorki 18— Yuhannâ İncilinin beşinci babının otuzbirinci âv îsâ aleyhisselâm der ki: (Eğer ben kendi nefsim için şehâder sem, şehâdetim doğru olmaz). Üçüncü bâbımn onbirinci âyetti yine, îsâ aleyhisselâm der ki: (Biz bildiğimizi söyler ve gördjj!^ müze şehâdet ederiz.) Bu iki cümle arasında tenakuz muhaldi dır.19— Matta İncilinin onuncu bâbımn yirmiyedinci âyetit-(Benim size karanhkda söylediğimi siz aydınlıkda söyleyin vei lağınıza söylediğimi damlarda bağırın) demekdedir. Lukanuic^ kinci bâbımn üçüncü âyetinde ise: (Karanhkda söylediğiniz şey, aydınlıkda işitilir. Gizh olarak kulağa söylediğiniz şev; damlar üzerinde i’lân edilir) demekdedir. Görülüyor ki, söz bir kaynakdan ahnmış, fekat sonradan tahrif edilmiş, degişda mişdir.20— Matta İncilinin yirmialtıncı bâbımn, yırmıbir ve dahâsc raki âyetlerinde: (Hazret-i îsâ, Havârilerle yemek yirken. oıüı hitâben, sizden bul beni ele verecekdir dedi. Onlar da çok üzme her biri ona: Ey efendimiz, o kimse ben miyim? demeğe başlad Hazret-i îsâ onlara; benim ile berâber elini sahana batnan beni e; verecekdir, dedi. Onu ele veren Yehûdâ; ey mualhm ben mıyiı dedi. Hazret-i îsâ ona: Söylediğin gibidir dedi.)
Yuhannâ İncüinin onüçüncü bâbımn yirmibir ve dahâ sonıal âyetlerinde ise diyor ki, (Hazret-i îsâ sofrada şâkirdlerine bu söz leri söyledikden sonra, rûhu çok sıkıldı: Doğrusu size derim ki, siz den biriniz beni ele verecekdir, dedi. Şâkirdler, kimin hakkini söylediğinde şübhe ederek birbirlerine bakıyorlardı. İçleriııdet Petrus, Mesîhin en şişli günlük kiralık daire çok sevdiği talebesine, o adamın kim olduğum Isâdan sorması için işâret etdi. O da sordu. Hazret-i îsâ cevâbında Lokmayı batırıp kendisine vereceğim kim ise, odur dedi. Ve lok mayı batırdıkdan sonra Yehûdâya verdi.) Bu iki rivâyet arasında ki fark ortadadır.
Mattanın yirmialtıncı bâbmda, yehûdîlerin hazret-i îsâ yı nasıl yakala>ap habs etdiklerini anlatırken, kırksekizinci âyertn den i’tibâren diyor kı, (Yehûda, Isâyı yakalamak için me’nıuı olanlara: Ben kimi öpersem onu tutun diye işâret vemisdi He men îsânın yanma gelip; selam sana ey muallim diyerek Onu ÖP dü. îsâ da ona, arkadaş niçin geldin dedi. O zemân me’m^urTai
Yuhannânın onsekizinci bâbının üçüncü ve dahâ sonraki âyetlerinde ise diyor ki: (Yehûdâ bir bölük asker ile başkâhinler ve Fe-rîsîterden me’murlar alıp, fenerli ve meş’aleli ve silâhlı olarak, [hazret-i îsânın şâkirdleriyle berâber bulunduğu] bağçeye geldiler. Isâ da, başına gelecek bütün şeyleri bilerek çıkıp, onlara; kimi arıyorsunuz, dedi. Nâsıralı îsâyı diyerek, cevâb vermeleri ile îsâ onlara; benim dedi. Onu ele veren Yehûdâ da onlarla berâber duruyordu. îsâmn bu cevâbından, onlar gerileyip yere düşdüler. Tekrâr îsâ onlara: Kimi arıyorsunuz diye sordu. Onlar: Nâsıralı îsâyı dediler. Hazret-i îsâ cevâb verip, ben olduğumu size söyledim. Şimdi beni arıyorsanız, bunlan salıverin gitsinler, dedi.) Bu iki rivâyet arasın-daİd ihtilâf ortadır.
22 — Petrusun, îsâ aleyhisselâmı tanıdığını inkâr etmesi husû-sunda, Încîllerin arasında pek çok ihtilâflar vardır. Matta İncilinin yirmialtmcı bâbının, altmışdokuz ve dahâ sonraki âyetlerinde diyor ki: (Petrus dışarda, avluda otururken, yanma bir câriye [hizmetçi kız] gelip: Sen de Çelileli îsâ ile berâber idin dedi. Fe-kat o herkesin önünde inkâr edip, senin söylediğin kimseyi ben bilmem dedi. Avlu kapısına çıkınca, bir başka hizmetçi kız onu görüp, orada bulunanlara: Bu Nâsıralı îsâ ile berâber idi, dedi. O da, ben o adamı bilmem diye yemin ederek, tekrâr inkâr etdi. Biraz sonra orada duranlar gelip, Petrusa: Gerçek sen de onlardan-sm. Çünki söyleyişin de seni bildiriyor dediler. O zemân Petrus la’net ve yemin ederek başlayıp; ben o adamı bilmiyorum dedi. O anda horoz ötdü. Petrus da îsânın: Horoz ötmeden önce üç ker-re beni inkâr edeceksin dediğini hâtırladı ve dışan çıkıp acı acı ağladı.)
Markos İncilinin ondördüncü bâbının altmışaltı ve yetmişikinci âyetleri arasmda ise, (Petrus aşağıda, avluda iken başkâhinin câri-yelerinden biri gelip, Petrusu ısınırken gördü ve ona bakıp: Sen de Nâsıralı îsâ ile berâber idin dedi. Fekat o inkâr edip, senin söylediğini ben bilmiyorum ve anlamam dedi ve hâriçdeki dehlize çıkdı ve horoz ötdü. Câriye ise, yine onu gördü ve orada duranlara: Bu da onJardandır demeğe başladı. Fekat, o yine inkâr etdi. Biraz sonra tekrâr orada duranlar Petrusa: Gerçekden sen unlardansın. Zîrâ sen Celîlelisin dediler. O ise, la’netle, dediğiniz adamı tanımıyo-mm diye yemîn etmeğe başladı ve horoz ikinci defa ötdü. Petrus, îsânın horoz ötmeden evvel üç kerre beni inkâr edeceksin dediğini hâtırladı ve ağlamağa başladı) demekdedu.
Luka Încîlinin, yirmiikinci bâbının ellibeşinci âyeti ve devâmm-
FelTat o, inkâr edip, ey kadın, ben onu tanımam dedi^n^ ra başka birisi onu görüp, sen de onlardansm dedi. Fekau ^ Ey adam, değilim dedi. Bir sâat kadar sonra bir başkam. -
den bu adam onunla berâber idi. Zîrâ Celîlelidir diye^^’
Fekat Petrus: Ey adam, senin söylediğini bilmem. lemekde iken horoz ötdü ve Rab (îsâ aleyhisselâm) dön^
sa hakdı Petrus Rahhin kendisine
sa bakdı. Petrus, Rabbin kendisine, bugün horoz ötmeden 0 sen beni üç kerre inkâr edeceksin dediğini hâtırladı ve dışançj acı acı ağladı.)
Yuhannâ İncilinin onsekizinci bâbmın yirmibeşinci ve dai sonraki âyetlerinde ise, (Petrus orada durup ısınırken, ona hitâbt 1 Sen de Onun şâkirdlerinden değilmisin? dediler. O inkâr edip; t gilim dedi. Petrusun kulağını kesmiş olduğu adamın akrabâlârtl dan ve başkâhinin hizmetçilerinden biri: Ben seni bahçede OnJ la berâber görmedim mi? dedi. Petrus yine inkâr etdi ve hemenlı| roz ötdü) demekdedir. Bu dört çesid rivâyetde ne gibi ihtilâflar [ duğu akı sâhiblerine açıkdır.
—^Luka İncüinm yirmiikinci bâbmın otuzaltmcı âyetind hazret-i Isâ yakalanacağı gün, havârîlere hitâben: (Onlara deı j Kesesi olan onu alsm ve torbası olan yanma alsm ve olmıyan es\ bini satsm ve kıhç satın alsm) dedi. Otuzsekizinci âyetinde, hava 1er hazret-i Isâya (İşte burada iki kıhç var dediler. îsâ da onla Riayet eder dedi.) Kırkdokuz, elli, ellibir ve ellükinci âyetlerim (Unun etrâfında olanlar vâki’ olacakları görünce: Yâ Rab kılı vuralım m? dediler. Hattâ onlardan biri başkâhinin hizmetcis vurup sağ kulağım kesdi. îsâ cevâb verip: Bırakın bu kadar yet ^ onun kulağına dokunup şifâ verdi) demekdedir. Hâlb I ıger uç ncılde küıç satın almak ve sonra hizmetçinin kesilen 1 lagma şifa vermek gibi kısmlar yokdur.
cyirmialtmcı bâbmın ellibirinci ve d; |
sonraki ayetlerde, ((3 esnâda îsâ ile berâber olanlardan şâk < lerden birisi küıcını çekdi ve başkâhinin hizmetçisine vu^u^kı gını düşürdü. O zemân Isâ ona dedi ki- Kılıcım
ki kıhç çekenler, kılıç ile helâk olur. Yoks
sem, şimdi bana oniki alaydan ziyâde melekler
kin değU mi zan edeniniz, Feka.^‘böyStma" lerekdT” divt zılanlar, o vakt nasıl yerine gelirdi?) demekdedir m-Îk încfllerde, bu roa’nevt askerlerden, meleklerden hiç birşey*!,',
25— Matta, Markos, Luka İncfllerinde, îsâ aleyhisselâm çarmıha gerilmek için götürülürken, Karınalı [Kirine] Şem’ûn isminde bir kimseye haçı [çarmıhı] taşıtdılar. [Matta, bâb yirmiyedi, âyet otuziki, Markos, bâb onbeş, âyet yirmibir. Luka bâb, yirmiüç, âyet yirmialtı.j Yuhannâ ise, ondokuzuncu bâbm, onyedinci âyetinde, hazret-i Isâmn kendi haçım yüklenerek kendinin taşıdığını yaz-makdadır.
26— Matta ve Markosun yazdıklarına göre, îsâ aleyhisselâmla berâber asılan mücrimlerden iki kişi ona söverler idi. Luka İncilinde ise; (Birisi sövdü, diğeri söveni men etdi ve kendisinden şifâ istedi) demekdedir. [Luka yirmiüçüncü bâb, otuzdokuz, kırk, kırk-bir, kırkiki ve kırküçüncü âyetler.]
27— îsâ aley hissel âmin kıyâmı hakkında dört İncilde yazılanlar da birbirine zıddır. Bunların birer birer anlatılması, okuyanları yoracağından, herbir İncilin tenâkuz olan âyetlerini, ibret alacak kimselerin görmesi için hulâsa olarak yazalım:
Matta İncilinin yirmiyedinci bâbımn elliyedinci ve dahâ sonraki âyetleri: (îsânın çarmıh üzerinde vefâtı gününün akşamı Arimetah, îsânın talebelerinden Yûsüf adlı zengin bir adam geldi ve Pilatusa gidip, îsânın cesedini istedi. O zemân Pilatus, verilsin diye emr etdi. Yûsüf cesedi ahp, onu temiz bir keten bezine sanp, kayada oydurmuş olduğu kendi mezânna koyup, mezâ-nn kapısına büyük bir taş yuvarlayıp gitdi. Mecdelli Meryem ile diğer Meryem orada bulunup, mezânn karşısında oturuyorlardı. Ertesi gün, cumartesi günü başkâhinler ile Ferîsîler, Pilatusun yanına toplandılar. Pilatusa, îsâ için: O sağlığında üçgün sonra kıyâm ederim, kalkarım demişdi. Şimdi üç güne kadar mezânnın hıfz edümesini emr et ki, şâkrrdleri geceleyin gelip, onu çalarak, halka: O ölülerden kıyâm etdi demesinler. Sonraki sapıkhk, evvelkinden fenâ olur, dediler. Pilatus da onlara: Sizin muhâfızları-mz vardır. Gidin bildiğiniz gibi sağlam hıfz edin dedi. Onlar da gidip taşı mühürliyerek, muhâfızlar ta’yîn ederek hıfz etdiler ve Sebtin (Cumartesinin) sonunda haftanın birinci günü tan yeri ağanrken, Mecdelli Meryem ile diğer Meryem, kabri görmeğe geldiler. Çok şiddetli bir zelzele oldu. Zîrâ Rabbin bir meleği gökden indi ve taşı kapıdan yuvarlayarak üzerine oturdu. Ondan korkularından muhâfızlar titreşip ölü gibi oldular. Melek kadınlara hitâben: Siz korkmayın. Zîrâ haça gerilmiş îsâyı aradığınızı biliyorum. O burada değildir. Zîrâ söylediği gibi kıyâm etdi. Gelin yatdığı yere bakın ve çabuk gidip şâkirdlerine haber verin. O sizden evvel Celîleye gidiyor. Onu orada göreceksiniz. İşte ben size söyledim, dedi. Onlar da hemen akabinde korkarak ve büyük